HAKKINDA YAZILANLAR
Bir yönetmen sanayici olursa
Birol Uzunay
Aksiyon 4 Ağustos 2001 Sayı 348
Bir döneme damgasını vuran Minyeli Abdullah ve Sürgün gibi filmlerin yönetmeni Mehmet Tanrısever, nam–ı diğer "Hacı Fellini" bugün bambaşka bir portreyle karşımızda. Fikir dünyası değişmiş, durmaksızın üreten, çocuk ruhuyla çevresine pozitif enerji yayan Mehmet Tanrısever meğer bir motivasyon ustasıymış... Bir döneme damgasını vuran Minyeli Abdullah ve Sürgün gibi filmlerin yönetmeni Mehmet Tanrısever, nam–ı diğer "Hacı Fellini" bugün bambaşka bir portreyle karşımızda. Fikir dünyası değişmiş, durmaksızın üreten, çocuk ruhuyla çevresine pozitif enerji yayan Mehmet Tanrısever meğer bir motivasyon ustasıymış...
Tanrısever film setlerinde öğrendiği motivasyon tekniklerini bugün, sahibi olduğu Mert Çelik işçilerine uyguluyor. Mert Çelik işçileri, Mehmet Tanrısever yönetmenliğinde güne dans ederek başlıyorlar, öğle arasında tiyaro sahnesinde rol yapıyorlar ve akşam havuza girdikten sonra evlerine gidiyorlar. Bunun dışında da ülke gündemindeki konuları uzmanlarının ağzından dinleme şansı buluyorlar. 
Önce dans, sonra iş
Yönetmenliğini yaptığı Minyeli Abdullah filmi ile izleyici rekorları kıran, Sürgün ile yurtdışında en çok ödül alan Türk yönetmeni unvanını kazanan Mehmet Tanrısever, Mert Çelik'te uyguladığı insan kaynakları yöntemleriyle yine çığır açacak.
Yüzlerce ülkeye ürün ihraç eden Mert Çelik'te mesai 7:50'de başlıyor. Fabrikanın dev konferans salonuna toplanan işçiler 10 dakika Türkçe Kur'an –ı Kerim dinledikten sonra, Mehmet Tanrısever'in konuşmasına pür dikkat kesiliyorlar. Tanrısever'in hayatın anlamı ya da Türkiye gündemiyle ilgili konuşmasından sonra yüzlerce işçi kendilerini pistte buluyor. 
Ve vur patlasın çal oynasın! 
5 yıldızlı otellerin diskolarından aşağı kalmayan Mert Çelik Diskosu her gün, piste yayılan sisler, renkli ışıklar ve müzik eşliğinde yüzlerce işçinin kendinden geçişine şahit oluyor.Batı danslarının ve yerli oyunların tüm figürlerini büyük bir ustalıkla sergileyen işçiler, makinaların başına geçiyorlar ve öğle paydosuna kadar bitip tükenmeyen bir enerjiyle çalışıyorlar. İşçiler öğle yemeğinden sonra tiyatro sahnesinde kendi arkadaşlarının sergilediği parodileri izlemeye başlıyorlar ve bir sonraki oyunda rol almak için teklif sunuyorlar. 
Entel işçiler geliyor
Mert Çelik işçileri, Mehmet Tanrısever yönetmenliğinde sadece dans edip tiyatro sergilemiyorlar; okuma yazma kurslarına gidiyorlar, yüzüyorlar, tenis oynayıp sinema seyrediyorlar. Türkiye gündemini entelektüellerden dinliyorlar. Besim Tibuk, Cengiz Aytmatov, Ayşe Önal, Bulut Aras, değişik ülke konsolosları ve yabancı yatırımcılar Mert Çelik çalışanlarına eğitim semineri veriyorlar. Mert Çelik, işçilerin her pozitif eylemine ödül veriyor. Kapıda misafiri güler yüzle karşılayan bir danışma görevlisi bin mark ödül alırken, tiyatroda iyi rol yapan ağır makas işçisi de, ödül alacağını biliyor. Mehmet Tanrısever, ödülün yanında ceza da verilmesi gerektiğini söylüyor. Tanrısever, işçilerin kaliteyi aksatacak yönlerini görünce, kalite ilkelerini ezberletip saydırıyor. Eğlenceli cezalar verilerek sinerji korunuyor. Türkiye'nin nitelikli insanlara ihtiyacı olduğunu söyleyen Mehmet Tanrısever, uyguladığı modelin fabrikadan çok Türkiye'ye yararlı olacağını söylüyor. 
Japonların da kalkınma döneminde bu tür uygulamalarla motivasyonu ve eğitimi tamamladığını söyleyen Tanrısever, "Günde ortalama 16 saat çalışıyorum. Sadece kendim için değil bu çalışma. İhracat yaptığım ülkelerdeki firmalar benim fabrikamı görünce hayret ediyorlar; çünkü onların ülkesinde bile yeşili, teknolojiyi ve sosyal yapıyı bu denli bütünleştirebilen bir fabrika yok! Fabrikam işçilerin morali ve güler yüzü sayesinde her ay en az yüzde 20 daha fazla verim elde ediyor" diyor.
Gülmek, sadece gülmek
Mehmet Tanrısever durmaksızın çalışmasına rağmen yorulmuyor ve sürekli eğleniyor; çevresine de sürekli gülmeyi tavsiye ediyor. Fabrika işçilerinin güler yüz ile çeliğe daha iyi şekil vereceklerini söyleyen Tanrısever, "Gülmek ve içinizdeki sıkıntıyı atmak en büyük yaşam iksiriniz olmalı. Ben içimdekini söyleyerek ruhumu, hareket ederek de vücudumu dinlendiriyorum" diyor.
Kendisindeki değişikliğin sebebini ise 1994 krizinde yaşadığı olaylara bağlıyor Mehmet Tanrısever: "Bir aylık bir dönemde biraz zorlanmıştım ve benim hiç de alışkın olmadığım bir durumdu bu. Dünya görüşümde ve ruh halimde önemli değişikliklere neden olduğu için bu sıkıntılarımı seviyorum. Bugün hayatı çok önemsemiyorum. Dans, ibadet, çalışmak, kısacası içimden geleni yapmak beni mutlu kılıyor. Eskiden ayak ayak üstüne atamazdım. Her şeyi konuşamazdım; çünkü rahat değildim ve bu bana mutsuzluk olarak geri dönüyordu." 
Rahatlığın önce ruhta başlaması gerektiğini söyleyen Tanrısever, yabancılardan aldığı film ödüllerinden sonra onları daha iyi analiz ettiğini söyleyerek, "Önceki Mehmet'le bugünkü Mehmet çok farklı. Kimseye sınır yok, kimsenin önüne duvar koymak yok bugünkü Mehmet'in felsefesinde" diyor.
Fabrikada da yönetmen
Fabrikada ödül, ceza ve eğlenceyi birleştiren Tanrısever "hayallerimin çok üzerinde" dediği fabrikadan sonra yönetmenliğe de kaldığı yerden devam kararı aldı. Cengiz Aytmatov'la birlikte bir film projesi üzerinde çalışan Mehmet Tanrısever yönetmenliğin kendisi için bir tutku olduğunu, vazgeçmesinin mümkün olmadığını belirterek "Bana soruyorlar, fabrika patronluğuyla sanatı nasıl bir arada yürütebiliyorsun? Patron olarak kendimi özgür hissediyorum. Özgürlüğün getirdiği rahatlığı yönetmenliğe yansıtıyorum. Yönetmenlik sadece film setinde olmuyor. Ben fabrikada da bir yönetmenim. Dikilecek bir fidandan yapılan ihracata kadar herşey benim yönetimimde. İşçileri ve işi mutlu olacak şekilde idare etmek en büyük yönetmenliktir" diyor.
Mehmet Tanrısever bugünkü sinerjisiyle çok daha iyi, çok daha değişik filmler çekeceğini söylüyor: "Farklıyım. Farklılığım, dünyaya olan bakışımdaki rahatlık. Bu durum sinemaya da yansıyacak." 
Böyle iş dostlar başına
Sabah mesaisi öncesinde Kur'an okunuyor ve fabrikanın diskosunda dans ediliyor. Öğle yemeğinden sonra tiyatro ve talk show
seyrediliyor.Fabrikaya gelen entelektüellerden Türkiye gündemi dinleniyor.
Okuma-yazma bilmeyenler kursa gidiyor.Tenis kortunda ter atılıyor, havuzda serinleniliyor, şelale kenarında dinleniliyor.
Fabrikadaki sinemada en iyi filmler izleniyor.

Kronoloji / kayıt

Kayıt
2025-08-15 03:59:52