ASIRLIK YAZIMIZ KİTABI 
SUNUŞ
Ne kadar geç kalındığını, ne kadar geç kaldığımı hazırlık çalışmaları sırasında daha iyi anladım. Hemen hemen herkes de aynı şeyi söyledi: "Keşke otuz sene önce böyle bir çalışma yapılsaydı." Keşke!...
Keşke dedelerimiz hatıralarını kaleme alsalardı. Bugün; 93 Harbini, Yemen Çatışmalarını, Balkan Savaşlarını, Sarıkamış Harekatını, Çanakkale Harbini, İstiklâl Harbini, Cumhuriyetin Kuruluşunu daha iyi anlardık. Tarihin en büyük değişim dönemlerini yaşamış ve aktif olarak içinde yer almış olan dedelerimizden bir satırlık kayıt yok. Tarihe ışık tutacak, ufukları genişletecek nice bilgileri beraberlerinde alıp götürmüşler.
93 Harbinin dehşetine şahit olmuşlar. Yürekler yakan bir göç yaşamışlar. Yemen'de, Balkan Harbinde bulunmuşlar. Sarıkamış Dağlarına tırmanmışlar, Ruslarla çatışmışlar. "Çanakkale geçilmez!" demişler. Yunan’ı İzmir'e kadar kovalamışlar. İzmir Kalesine İlk Türk Bayrağını dikmişler. Koca imparatorluğun çöküşüne, yeni bir devletin kuruluşuna şahit olmuşlar. Baskılar, acılar, kıtlıklar...yaşamışlar. Çoğu okumuş insanlar. Ama tarihi yapanlar, yazmasını sevmiyor. Yazmamışlar. Bize, anlatılanları derlemek düştü. İçim yana yana, gözlerim dolu dolu, ah vah ede ede kırık dökük hatıraları bir araya getirdim.
Dedelerimiz yaptıklarını, şahit olduklarını; çocukları, torunları da dinlediklerini yazmamışlar. Sohbete dayalı bir anlayış var bizim kültürümüzde. Yazarak dağarcığımızı zenginleştirmek anlayışı yerleşmemiş. Çok şey yapanlar, çok şey bilenler de çok konuşmamış. Buna belki vakitleri de olmamış. Çok konuşanlarda ise, bir şey yok.
"Zararın neresinden dönülse kârdır" anlayışı ile, hafızalardaki bilgilerin tamamını derlemeye çalıştım. Bunun için belki üçyüzü aşkın insanla görüştüm. 4 Temmuz 2003'de Cuma namazını kıldıktan sonra Besmele çekip işe koyuldum. Köyümüzün sevilen ve sayılan şahsiyetlerinden Mehmet Ak'ın kapısını çaldım ve semaver başında ilk bilgileri kaydetmeye başladım. Akyazı'da, Amasya'da, Suluova'da, Ankara'da ve İstanbul'da görüşmeler yaptım. İzmir'de ve diğer illerde oturan köylülerimizle, adı geçen yerlerde görüşme imkânlarım oldu. Kendisinde bir satırlık da olsa bilgi bulunduğu söylenen herkese ulaşmaya çalıştım. Kayda değer olan ve birbirleri ile örtüşen bilgileri kayda aldım. Yazarken, incitmekten değil de bilgilerin kaybolmasından çekindim. Failleri yaşayan insanların olaylarını, kayda alıp, geleceğe bıraktım. Bizde herkesin gurur duyacağı bir geçmiş var. Ufak tefek pürüzler , "gül-diken" misaline benzer. Üzülmek, kırılmak isteyene ise, bahane çok. Hatalarımızı, "tövbe" kapısından içeri girerek temizledik. Kul hakkını ise, son derce önemsediğimden, dileyene, bedel ödemeye hazır beklerim. Canımızı yakmak isteyene canımız feda.
Arşiv çalışmalarının çok önemli olduğu bir çalışma içinde olduğumu baştan biliyordum. Bunun için zamana ihtiyaç vardı. Nüfus İdaresinden başladım işe. Bu, kolay oldu. Köyün, 93'den beri tutulmuş olan bütün nüfus kayıtlarını aldım. Bilen insanlarımızla sürekli görüşerek, kayıtlardaki eksik bilgileri tamamladım. Yanlışları düzelttim. Göçten sonra günümüze kadar yaşa-yan insanların eksikiz birbirleri ile bağlarını tespit ettim ve soy ağacımızı hazırladım.
MSB arşivleri de bu çalışma için çok önemli idi. Dedelerimizin askerlik şubelerindeki kayıtlarını görmek için Ankara'ya, MSB arşivlerine gittim. Buradaki kayıtları inceledim. Bu bilgileri aktardım.
Ankara ve İstanbul'daki Devlet Arşivlerine de gittim. Osmanlı arşivlerinde, Sivas sancağı, Amasya, Varay, Merzifon ilçelerinin kayıtlarını inceledim. Bu kayıtların bu arşivlerde 1261 tarihine kadar yer aldığını gördüm. Bu yüzden köyümüzle ilgili bilgilere ulaşamadım. Sivas sancağı. Varay ilçesine bağlı köyümüzün arşiv çalışmalarının birçok yerde ve çok uzun süreli çalışma gerektirdiğini gördüğüm için, bu çalışmaları, ileriki tarihlere bırakarak, kitabın baskısına bu şekli ile karar verdim.
Bu kitap, tenkitler ışığında daha iyi bir noktaya gelecek. Eksikleri, yanlışları ifade edilecek. Birçok yeni görüş ve yeni bilgiler çıkacak ortaya. Belki arşiv araştırmaları daha iyi sonuçlar verecek. İleriki yıllarda yapılabilecek ikinci baskısı istenilen düzeye yakın olacaktır. Biz, bir peşrev çektik ve meydanı gerçek pehlivanlara açtık. Allah hayır eyleye.
Bu kitap dört bölümden oluştu:
1.Bölüme, "Göç, Kuruluş ve Sonrası" adını verdim. Bu bölümde, göç olayını ve kuruluş yıllarını özetledim.
2.Bölüme, "Dünden Bu Güne, Sabahtan Akşama Hayat" adını verdim. Bu bölümde, göçten sonra Akyazı'da yaşanan hayatı yansıtmaya çalıştım.
3.Bölüme, "Anlı Şanlı Yazımız" adını verdim. Gerçekten yazımız anlı şanlı. Akyazı'ya yerleşildiği günden günümüze kadar yaşanmış ve dillerde yer etmiş olayları hikâye ettim. Hi-kâye ederken, olayların ekseninde asla değişiklik yapmadım.
4.Bölüme, "Soy Ağacımız" dedim. Bu ağaç elbette dikenleri olmakla beraber, gerçek bir gül ağacı. Besmele ile hayat bulmuş, Kelime-i Tevhitle hayat sürmüş insanların yer aldığı ağaç, elbette ki gül ağacıdır. Bütün kalbimizle diler ve dua ederiz ki, bu güller cennet bahçelerinde yeniden açacak, Peygamberimizin gül halkasında bulunabilme şerefine ereceklerdir. Bu duanın böylece sonuçlanması için; herkesi, önce herkese haklarını helal etmeye, sonra da bu kitabı okudukça; "en az üç İhlas, bir Fatiha" okumaya davet ediyorum. Şuna da davet ediyorum. 
Kalplerimizdeki kin ve nefret duygularını sadece Allah düşmanlarının üstünde tutalım. Allah'ı sevenleri ise kayıtsız şartsız sevelim. İki dünyada da huzur ve mutluluğun kaynağı, dışımızda değil, içimizdedir. İçimizi bütün kötülüklerden temizleyelim. Dua edelim; her konuda olduğu gibi, bu konuda da Allah yâr ve yardımcımız olsun. 
Kitabın hazırlanmasında yüzlerce insandan faydalandığımı ifade ettim. Olayları naklederken bazılarının isimlerini verdim. Aslında isim verdiğim olayı, birçok insan anlatırken, konuya daha kapsamlı hakim olanların ağzından naklettim. Hiçbir olayı tek isme dayandırarak kayda almadım. Birçok insanın birleştiği konuları ve birleştikleri noktaları aktardım. Bazı yerlerde kırıcı olmamak için araya tül perde çektim ama anlatmaktan kaçınmadım. 
Kitabın bütün bölümlerinde isimlerin yanında parantez içinde rakamların ve harflerin yazıldığı görülecektir. Rakamlar, ismi geçen şahsın soy ağacındaki aile numarasını, harfler ise, o ailedeki yerini gösterir.
Herkesi sevgi ve saygı ile selâmlıyor, dünyada cenneti hak etmeyi, cennette de birlikte olmayı diliyorum.
29 Mayıs 2004 
Metin TEKİN
Ümraniye-İstanbul

Kronoloji / kayıt

Kayıt
2025-08-15 04:31:22