HAKKINDA YAZILANLAR
Arkadaşım ve meslektaşım İsmet Miroğlu
Prof. Dr. Mustafa Çetin Varlık
30 yılı askın bir arkadaşlık ve meslektaşlık... Taa üniversite yıllarından... Üniversitede aramızda bir yıllık bir fark olmasına rağmen çoğu derslerimiz birlikte yapılırdı. Mezuniyetten sonra Yeniçağ Tarihi kürsüsünde meslektaşlık başladı. Aynı hocalardan okuduk ve doktora yaptık. Ne idi o şefkatli hocalar... Çoğu rahmetli oldu; Sahabeddin Tekindağ, Münir Aktepe, Cengiz Orhonlu, Bekir Kütükoğlu, Nejat Goyünç... Cengiz Orhonlu'nun ayn bir önemi vardı. Bizlere arkadaşça ve çok yakın bir ilgi gösterirdi. Rahmetli İsmet Miroğlu'nu çok temiz bir Anadolu çocuğu olarak değerlendirirdi; gerçekten öyle olduğunu zaman içinde tanıyan herkes doğruladı. Diğer bocalanınız mesafeli ve babacan tavırlı idi. Bu arada, o zamanki asistan ağabeyimiz Mücteba Ilgüre! hepimize kolkanat gererdi. Arkasından Yusuf Halacoğlu, İlhan Şahin ve Feridun Emecen geldiler. Hepsi de profesör olan bu değerli ilim adamları arkadaşlarımızın bugün ilmî ve idarî kariyerlerde çok güzel hizmetler vermesi memnuniyet vericidir.
Merhum İsmet Miroğlu çok çalışkan bir arkadaşımızdı. Asistanlığında, doğum yeri olan Bayburd Sancağı adlı bir doktora tezi hazırladı. Doçentlik tezi olarak Kemah Sancağı isimli bir çalışma yaptı. Bu yıllarda ilmi araştırmalara çok büyük ağırlık vermişti. Parasını pulunu kitaplara yatırırdı. Daha sonraki yıllarda idarecilik yönünün ağırlık bastığını gördük. 1987 yılında Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü'ne getirildi. Burada bütün gücünü kullandı ve istanbul'daki Osmanlı Arsivi'ni eski yerinden şimdiki yerine taşıdı. Modem teçhizatla donattı. Yeniden yapılanmaya gitti. Şimdiki personelin çoğu onun zamanında alındı. Tasnifler yeni bir hız kazandı. Osmanlı Arşivi'nin bugün bu hale gelmesi onun ve yakın çalışma arkadaşlarının eseridir. 1990 yılı sonunda Üniversite'deki görevine döndü. Arşivde bu tarihten sonra yapılan çalışmalar ve yayınların pek çoğu onun zamanında plânlanmış, projelendirilmiş ve yayına hazırlanmış eserlerdir. Ancak bunları kamuoyuna duyuramadı. Çünkü bu tarakta bezi yoktu. Bu çalışmalar onun zamanında ve Yusuf Halacoğlu'nun daire başkanlığı ve genel müdürlüğü zamanında, İstanbul'daki üniversitelerden görevlendirilen öğretim üyeleri ve uzman arşiv personeli tarafından yapıldı. Asistanlık yıllarında Fransızca, Arapça ve Farsça'ya özel önem verdi.
Osmanlıca'sı gayet iyi idi. Arşiv Genel Müdürlüğü sırasında Amerika Birleşik Devletleri'ne yaptığı bir seyahatten (1990) sonra İngilizce çalışmaya başladı ve epeyce mesafe aldı.
Daha sonra çalışmalarının ağırlığını 'Tarih ve Medeniyet' dergisinin yayın danışmanlığı görevine kaydırdı. Gerek Arşiv Genel Müdürlüğü ve gerekse 'Tarih ve Medeniyet' dergisinin yayın danışmanlığı sırasında büyük bir azim, şevk ve heyecanla çalışır, etrafındakilere de bu heyecanı verirdi. Bu görevleri sırasında gece yarılarına kadar çalışırdı. Türk milletinin Müslüman bir ferdi olmaktan gurur duyduğunu her yerde dile getirirdi. İnandığı gibi yaşadı ve yaşadığı gibi vefat etti. Allah rahmet eylesin, başımız sağ olsun…

Kronoloji / kayıt

Kayıt
2025-08-15 04:50:29