İLHAMİ EMİN'İN BİR ŞİİRİ
Terkedilmiş Olan Yörük Köpeklerinin Türküsü
bizi bırakıp gitti sahiplerimiz ardlarına hiç dönmeden 
ne vardı acaba gözlerinde o an gözyaşı mı sevinç mi
önemli olan biz onların en sadık dostları kaldık sorulmadan
bizimle ne olacak bize kim bakacak soruları yok gibi 
kaldık elliden çok köy köpeği sahipsiz hem de gereksiz
evlerde kilit ocaklar dumansız pencerelerde yeller
açlığımız bir yana köpek uzun süre yaşar ekmeksiz
ancak bize en ağır düşen yok olan bizi okşayan eller 
çünkü okşanan tatlı sözlerle karşılanan acıkmaz
acıksak dahi açlığımız daha da sadık kılar bizleri
şimdi aradığımız yollar kapalı pencereler açılmaz
sahiplerimizden tek kalan onların çarık izleri 
ne yapsak kötü beklesek kaç gün sürer acaba bekleme sonları
sahiplerimiz geri dönerler diye ayrılırken okşamadılar ki başımızı
bize düşen her gün ucdan uca boylamak bayırlardaki dar yolları
ancak karanlık basınca yollar dahi çeker bizden aklığını 
yolsuz bile kalırız artık ovaya uzanan bakışsız umutsuz
tanağartısına dek açlıklara bakmadan uzanıp bekleriz
biz dayanıklıyız sadık köpeğe ağlaşmak düşmez uykusuz
yeniden sürüne sürüne yol başına gözlerimizle olsun geliriz 
nereye çıkar bu bekleyiş ne olur sonu beklemenin
sahiplerimizden bir ses gelecek mi hayırları canlatan
açlıktan çok bizi yıpratır acısı sayısız soruların
korular ise hoşlanmaz yoksa eğer sadıklığımızı anlatan 
yalnızlığın en çekilmezi bizimkisi daha kötüsü düşünülemez
gücümüzü kendimize değil sahiplerimize devrettik
hep sevildik diye dedik sahiplerimize asla dokunulmaz
kurtlardan daha kurt olduk çocuklardan dövüldük 
köy keçileri bizlerin ne hayvanı var koruyacak ne insanları
biz artık bekçilerizdir kendi kendilerini koruyan
kurtlar bile köyümüzden uzak arar nafakasını
nasıl koruyucuyuz aya baka kala kime karşı uluyan 
köyü terketti sahiplerimiz geri döneceklerini umduk yollardan
meğer yollar da kendilerini olduğu gibi bizleri de avutur
köy yakınındaki ağaçlarda yuva saran kuşlar bile kaçtı yuvalardan
yeller gelip bir an olsun başımızdaki yorgunluğu savurur 
ne var ki yeller geçince yeniden başlar çözülüşü yalnızlığın
yeniden başlar açlık ile yalnızlığın ortak acısı
acaba sonu mu geldi sınırsız inanç ile sadıklığın
dağ köylerinin ölümüyle ne olur acaba ormanların yazgısı 
biz sahipsiz köpekleriz kimsesiz köyü bekliyen
bize acıyan çıkarsa gelsin köyümüze yerleşsin
burdaysa kimseyi karşılamaz hazır ne çiftlik ne çiftlik ne gökdelen
gelecek olan sadık köpeklerin köyünde gerekir yeşersin 
yeşermiyen kayaların öyle de değmez sözünün edilmesi
gerçek sahip taş taşlık tanımadan yeşilliği bulmalı
bize çıkan yolların daha da zordur geçilmesi
çünkü ellerin teri sayesinde sahip geniş bir soluk almalı 
yugoslavya makedonyasında radovişin kılavuzlusudur sesimiz
daha nice kılavuzluların sahipsiz kalan köpekleri de uğursuz
afrika olsun asya ya da amerika sadıklığı terkeden herkes düşmanımız
aklı başında olan vaktinde aşmalı bu yolu korkusuz 
bekliyoruz beklemelerin boşunalığı vız gelir gözümüze
bekleye bekleye zayıflıya zayıflıya iskelete dönüşür vücudumuz
bu böyle sürerse yarın kimse inanmaz olur sadıklığımıza
bu yüzden öldükten sonra bile beklemekte olur ulumamız 
kurtlara karşı kurt oluruz ancak köyümüzü de vermeyiz kolayca
sahipsiz kaldıksa biz hem sahip oluruz hem de bekçi evlere
öldükten sonra dahi vücuda geliriz yeniden dağlarca
kükreriz bu ders olsun diye köylerini tüm terkedenlere 
İlhami Emin 
(Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi 7, Suat Engüllü, Makedonya-Yugoslavya (Kosova) Türk Edebiyatı, Kültür Bakanlığı, Ankara, 1997, s. 213-214) 

Kronoloji / kayıt

Kayıt
2025-08-15 05:07:59