Kadın sultanların dramı kitaba sığmadı
Zaman 19 Ekim 2013
Osmanlı hanedanının hayatta kalan kadın sultanlarının, dram dolu hikâyeleri ‘Hürrem Sultan’ın Torunları’ ismiyle kitaplaştırıldı. Kitabın yazarlarından gazeteci İnci Döndaş, “Sultanların soyağacına baktığımızda soyları Hürrem’e dayanıyor. İlgi çekmesi için bu ismi verdik.” diyor.
Kenize Murad, Sultan V. Murat’ın kızı Hadice Sultan’ın torunu. Tüm dünya onu Fransız romancı ve gazeteci Kenize Murad, olarak tanısa da o aslında bir Osmanlı Sultanı. Annesi Selma Hanımsultan babası ise Hint kralı, Kotwara Mihracesi Seyyid Sacid Hüseyin. Hindistan’daki bağımsızlık mücadelesinde aktif rol oynayan babası, Selma Hanım’ı Kenize Murad’a hamileyken Paris’e gönderir. Yanında sadece haremağası Zeynel vardır. Selma Hanım vefat ettiğinde Kenize bir buçuk yaşındadır. Haremağası Zeynel, Kenize’yi İsviçre’nin Paris Büyükelçiliği’ne emanet eder. Tayinleri Venezuela’ya çıkan büyükelçi ve eşi Kenize’yi evlat edinemedikleri için rahibelerin hocalık yaptığı bir okula bırakırlar. Babası adam göndererek Kenize’yi istese de rahibeler onu saklar. Altı yaşlarında okulundaki Fransız öğretmeninin ailesi yanına alır. Babasının yazdığı mektupları ona ulaştırmazlar. 21 yaşına kadar kim olduğundan habersiz, maddi sıkıntılar içinde büyüyen Murad, ailesiyle ilgili bilgileri haremağası Zeynel’den öğrenir.
Osmanlı hanedanının tüm kadınları tıpkı Kenize Murad gibi dram yüklü sürgün hikâyelerine sahip. İşte o kadınların hikâyeleri ‘Hürrem Sultan’ın Torunları’ adlı kitapta toplandı. Yıldız Sarayı Vakfı Başkan Yardımcısı Ali Serim ve gazeteci İnci Döndaş tarafından hazırlanan kitapta Neslişah Osmanoğlu, Emel Nurcihan Hado, Kenize Murad, Fazile İbrahim Bernard, Nilüfer Cem, Hanzade Özbaş, Arzu Enver Erdoğan, Bala Hado, Resan İris, Perihan Saadettin, Ayşe Günver Osmanoğlu Sutton, Lara Adra’nın hikâyeleri yer alıyor. Kitabın hikâyesi üç buçuk yıl önce Döndaş’ın Osmanlı hanedanının kadın üyelerini merak etmesi ve Ali Serim’e açmasıyla başlar. Hanedanın erkek üyeleri tanınıyordu ama bu ailede kadınlar da vardı. Peki onlar ne yapıyordu, nerede yaşıyor ve hangi meşgalelerle uğraşıyordu? Bunları merak eden Döndaş “Bir günleri nasıl geçiyor? ‘Prenses’ olmak, hakikaten böyle bir şey var mı?” diye sorduklarını anlatıyor. Kitabın diğer yazarı Ali Serim bu kitabın ileride sosyologlara kaynak olacağı görüşünde. Serim’e göre “Bu aile kültürümüzün bir parçası. Vakt-i zamanında kovulmaları bir vefasızlık örneği.” Osmanlı terbiyesinin anlatma noktasındaki ketumluğu nedeniyle bir hayli zor geçen çalışmanın en güç kısmı hanım sultanları ikna etmek olmuş.
Kitap, Nisan 2012’de vefat eden Neslişah Osmanoğlu röportajı ile başlıyor. Bu aynı zamanda Neslişah Sultan ile yapılan son röportaj. Annesini sadece fotoğraflardan tanıyan, Sultan Reşad’ın torunu, 88 yaşındaki Emel Nurcihan Hodo’nun anne hasreti sinmiş röportaja. En acıklı hikâyelerden biri ise Nilüfer Cem’in babası Burhaneddin Cem’e ait. Kızı onun kendini gizleyerek yıllarca Amerikan ordusuna bağlı bir subay olarak çalıştığını, 1978’de Türkiye’ye beraber geldiklerinde yaşadığı duygu dolu anları anlatıyor. Babası ile birlikte Beşiktaş’ta doğduğu konağı arayan Nilüfer Cem ve babası, konağın yerinde gecekonduları gördüklerinde yıkılır. Burhaneddin Cem, “Saray nerede?” diye sorar.
Kronoloji / kayıt
Kayıt
2025-08-15 05:48:06