NATO’nun Libya savaşının meyveleri darbe ve terör oldu
SEUMAS MILNE
THE GUARDIAN/Zaman 28 Mayıs 2014
Irak, kanlı bir felaket ve Afganistan tam bir askerî ve siyasî başarısızlık olmuş olabilir. Fakat Libya’nın farklı olması bekleniyordu. NATO’nun Kaddafi’yi devirmek için açtığı savaş, işe yarayan liberal müdahale olarak görülmüştü.
Batılı güçler sivillerin korunmasıyla ilgili BM kararını kendilerine göre değiştirmiş olabilirler. Binlerce sivil öldürülmüş, büyük çapta etnik temizlik yapılmış olabilir. Fakat hepsi yüce bir amaç içindi ve NATO, tek bir kayıp vermeden bu işi başarmıştı.
Bu işi yürütenler Bush ve Blair değildi, Obama, Cameron ve Sarkozy’ydi. İnsanlar kurtuldu, diktatör öldü, katliam olmadı. Geçtiğimiz sene Başbakan’ımız hepsine değdiğini ve “her aşamada” Libyalıların yanında olacaklarını açıkladı.
Fakat NATO’nun zafer ilanından üç sene sonra Libya tekrar iç savaşın eşiğine geldi. Geçtiğimiz günlerde CIA’le bağlantılı General Hiftar, son üç ay içerisindeki ikinci darbe girişiminde bulundu. Sözde amacı ülkeyi “teröristlerden” ve İslamcılardan kurtarmak.
Fakat bunlar NATO’nun “kurtarışının” ardından Libya’ya musallat olan çatışmaların ve katliamların sadece son birkaç örneği. Bunlara bombalamalar, suikastlar ve başbakanın kaçırılması, savaş ağalarının petrol terminallerini ele geçirmeleri, daha ziyade siyahlardan oluşan 40.000 Libyalının evlerinden sürülmesi ve tek bir olayda Trablus sokaklarında 46 protestocunun öldürülmesi de dâhil.
Gerçekte Batı Libya’ya Arap ayaklanmalarının kontrolünü ele geçirebilmek için müdahale etti. Libya isyanında NATO’nun hava gücüyle destek vermesi ölümleri 10 katı kadar artırdı fakat savaşta kritik bir rol oynadı. Oluşan boşluğu dolduracak tutarlı bir siyasi ya da askeri güç ortada yoktu. Üç yıl sonra binlerce kişi yargılanmadan hapiste tutuluyor, muhalefete çok yoğun bir baskı var ve kurumlar çökmek üzere.
Fakat ABD ve Britanya, hâlâ Libyalı birlikleri eğiterek kontrol sağlamaya çalışıyor. Kaddafi’nin ölümünden önce Hiftar, CIA’in desteklediği Milli Kurtuluş Cephesi’nin askerî kanadının başındaydı. Son darbe girişimi sırasında, konuya sempati besleyen ABD, Sicilya’ya deniz kuvvetlerinin bir bölümünü gönderdi ve John Kerry, Libya’ya “güvenlik ve aşırıcılık” konularında yardım etmeye söz verdi.
Hem Birleşik Arap Emirlikleri hem de Suudi Arabistan açıktan Hiftar’a destek veriyor. Mısır’daki askeri darbenin lideri General Sisi de Hiftar’ın destekçilerinden.
Libya savaşının etkileri Afrika’ya yayıldı. Sahel bölgesini ve diğer bölgeleri istikrarsızlaştırdı. Libya’nın etkileri daha da geniş bir alanda görüldü de denebilir. Kaddafi’nin yağmalanmış cephaneliklerinden kendilerine ağır silahlar edinen gruplar arasında Boko Haram da vardır. Nijerya’nın terör yanlısı ve köktendinci bu grubuna destek olan ortam, yoksunluk, kuraklık ve devlet baskısıyla zorlu zamanlar yaşayan Müslüman kuzeyin ortamı oldu.
Afrika ve Ortadoğu’daki farklı yerlerde olduğu gibi burada da her dışarıdan müdahale sadece terör savaşı döngüsünün yayılmasına sebep oluyor. Şu anda 54 Afrikalı devletin 49’unda ABD silahlı gücü bulunuyor. Kıta sanki yeniden paylaşılıyor.
NATO’nun Libya savaşını destekleyenler Suriye’de Batılı askeri müdahale olmadığını ve yine de 150.000 kişinin korkunç bir iç savaşta öldüğünü hatırlatıyorlar.
Batı elitinin bazılarının rutin olarak savaşa girmekle ilgili beklentileri öyle bir düzeye geldi ki, bir sonraki müdahale için sabırsızlanıyorlar. The Economist, bu ayın başında “Amerika ne için savaşır?” diye sordu. Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray’ı zayıflıkla suçlamalarını andıran bir başlıktı bu. Dünyanın geri kalanı için ise Libya ve onun korkunç sonuçları bu soruya yeterli bir cevap oluyor.
Kronoloji / kayıt
Kayıt
2025-08-15 05:48:34