yalnızlığıma soyundum
bir sen kalıncaya değin
ceviz gibiydim bir zaman
yeşiliyle kahverengisiyle
çetin kabuğuyla sertliğiyle…
ağlamayı öğrendim
yıldızlı bir gecede
ağladım…
oyuncağı kırılmış bir çocuk umarsızlığıyla
yardan da medet gelmiyordu oysa
kapatmıştı kucağını vurdumduymazlığıyla
neyse,
hatıralar vardı tüm ihtişamıyla…
üşümeğe başladım
bir titreyiş aldı neden sonra
kelimeler damladı alnımdan
sözcükler süzüldü göz pınarlarımdan
yanaklarıma…
titrek bir mum ışığı oldum
kazanlar kaynattım
kırk kuşun kanadına gönlümü bağladım
anka’nın peşine düştüm
kafdağı’nın ardında…
bir peri kızı gördüm:
- nasıl varılır bana?
- senden bir yol vardır sana
promete’yi gördüm
zincirlendiği kayada…
zühre, bütün haşmetiyle eğiliverdi,
secdeye kapandı önümde.
kokumu aldı babam kanlı gömleğimde.
şaman: daha ötesi yok diye seslendi.
daiydim artık alamut eteklerinde,
hayyam’la üzüm suyundan dem vurduk
lacivert bir rey gecesinde…
şems çıkageldi ansızın
ben zarımı yırtmaktaydım kozamın
ruh’un sesi işitildi maveradan
övülmüş olanı müjdeledi mesih…
yalnızlığıma soyundum
bir sen kalıncaya değin
enkidu, gılgamış senin neyin
adam dediğin havva’yı saklar
eğe kemiğinde…
ve havva saklıysa eğer bende
yalnızlığıma soyundum
sen kalıncaya değin…
Kronoloji / kayıt
Kayıt
2025-08-15 05:54:49