Kendisinden bir zat nasihat istediğinde buyurdu ki:
Altı şeyi kabul edip yaparsan, hiçbir işin sana zarar vermez. Dünyada ve ahırette rahat edersin. O altı şey şunlardır:
1. Günah yapacağın zaman, Allahu Teala’nın sana verdiği rızkı yeme.
2. Ona asi olmak istersen, O’nun mülkünden çık. Mülkünde olup da O’na isyan etmek uygun olur mu?
3. O’na isyan etmek istersen, gördüğü yerde günah yapma. Görmediği yerde yap. O’nun mülkünde olup, verdiği rızkı yiyip, gördüğü yerde günah yapmak uygun değildir.
4. Can alıcı melek, ruhunu almaya geldiği zaman tövbe edinceye kadar izin iste. O meleği kovamazsın. Şimdi kudretin var, güç kuvvetin yerindeyken tövbe et. Tövbe edilecek zaman bu zamandır. Zira ölüm meleği aniden gelir.
5. Mezarda Münker ve Nekir ismindeki iki melek, sual için geldiklerinde, onları kov. Seni imtihan etmesinler. Soran kimse dedi ki: “Buna imkan yoktur.” İbrahim bin Ethem; “Öyle ise şimdiden onlara cevap hazırla.” buyurdu.
6. Kıyamet günü Allahu Teala’; “Günahı olanlar Cehennem’e gitsin.” diye emredince; “Ben gitmem!” de! Soran kimse; “Bu sözümü dinlemezler!” dedi ve tövbe edip ölünceye kadar tövbesinden vazgeçmedi.
İbrahim bin Ethem birisiyle arkadaş olmuştu. Bu arkadaşlık bir müddet devam etti. Zaman geldi ayrılmaları gerekti. Arkadaşı dedi ki: “Uzun zaman arkadaşlık ettik. Bir ayıbımı gördünse söyle de bir daha yapmayayım.” Cevabında buyurdu ki: “Kardeşim! Sende bir ayıp görmedim. Ben sana daima sevgi gözüyle baktım. Onun için seni hep iyi buldum. Senden gördüklerim hep iyi şeylerdi. Ayıp arıyorsan bana sorma!”
Allahu Teala, mealen; “Ey kullarım, benden isteyiniz, kabul ederim, veririm.” (Mü’min suresi: 60) buyuruyor.” Halbuki istiyoruz vermiyor?” diye İbrahim bin Ethem’e sorduklarında, cevaben; “Allahu Teala’yı çağırırsınız, O’na itaat etmezsiniz. Kur’an-ı Kerim’i okursunuz, gösterdiği yolda gitmezsiniz. Cenab-ı Hakk’ın nimetlerinden faydalanırsınız, O’na şükretmezsiniz. Cennet’in ibadet edenler için olduğunu bilirsiniz, hazırlıkta bulunmazsınız. Cehennem’i asiler için yarattığını bilirsiniz, ondan sakınmazsınız. Babalarınızın, dedelerinizin ne olduklarını görür, ibret almazsınız. Ayıbınıza bakmayıp başkalarının ayıplarını araştırırsınız. Böyle olan kimseler, üzerlerine taş yağmadığına, yere batmadıklarına, gökten ateş yağmadığına şükretsinler. Daha ne isterler? Dualarının neticesi, yalnız bu olursa yetmez mi?” buyurdu.
İbrahim Ethem, hükümdarlığı bıraktıktan sonra, bir gün deniz kenarında oturmuş yama yamıyordu. Memleketin valisi yanındakilerle birlikte oradan geçerken, İbrahim Ethem hazretlerinin başında durdu. Vali onu seyrederken şöyle düşündü: “Bak şu dünün hükümdarına! Böyle yapmakla eline ne geçti?” İbrahim Ethem, valinin aklından geçenleri anlamıştı. Kaldırıp iğnesini denize fırlattı. Sonra; “Balıklar iğnemi getirin!” dedi. Bir balık, ağzında İbrahim Ethem’in denize attığı iğneyi getirdi. İbrahim Ethem iğneyi balığın ağzından alıp sonra valiye döndü: “Elime bu iğne geçti.” buyurdu. Yani; “Ben Allahu Teala’dan gayrı olanları bırakıp bütün varlığımla O’na döndüğüm için, bu balıkları bana hizmetçi etti ve bana bu kerameti verdi.”
Kronoloji / kayıt
Kayıt
2025-08-15 06:09:28