Korkunç şeyler
Halil Berktay
Taraf 3 Aralık 2011
İçimde bir sıkıntı. Herşey nafile. Olmadı. Gene bir yarı-karanlık çöktü ülkenin üstüne.
Nereye baksan bir zulüm, körlük, yalan, ahmaklık kervanı.
KCK’ya zerrece sempatim yok. Aşikâr ki bu, bir sivil siyaset örgütü filan değil. Tersine, bir silâh ve şiddet örgütü olarak PKK’nın, sivil siyaseti yüzde yüz hegemonyası altında tutma aracı. En tepesinde Murat Karayılan, yüksek kurullarında diğer gerilla komutanları varsa, başka ne olabilir ? BDP’yi bu kadar ipotek altına almak; iki kerteyi, “dağ” ile “ova”yı, legalite ve illegaliteyi bu kadar birbirine karıştırmak da, aynı çabanın yüzüne gözüne bulaştırılmış bir yan sonucu.
Madalyonun diğer yüzünde, hükümetin KCK diye habire genişleyen bir tutuklama dalgasına girişmesinin anlamı ne ? AKP barış istiyor mu, istemiyor mu ? İstiyorsa, nerede duracağını da bilmek zorunda. Siyasette, fırsatı yakalamışken illâ vurmamak da var. Bu da bir iz’an, insaf ve basiret meselesi. BDP’yi mümkün olduğu kadar ezelim, sıkıştıralım ki hizaya gelsinler –yok, bu olacak şey değil. Bir hesaba göre, 2009 Mart’ından bu yana KCK diye neredeyse 8000 kişi gözaltına alınmış; bunlardan yaklaşık 4000’i de tutuklanmış. İş silâh ve şiddetle, evet, hiç ama hiç ilgisi olamayacak, olduğuna asla inanamayacağım insanlara uzanıyor. Büşra Ersanlı, Ragıp ve Deniz Zarakolu, (amca kızım) Ayşe Berktay. Tanıdığım için böyle konuşabiliyorum. Polis de tersten, bütün yanlış ve doğrularıyla radikal Kürt milliyetçi hareketine sivil siyaset şansı bırakmamaya; BDP’yi KCK ve PKK’ya hediye etmeye kararlı gözüküyor.
Kronoloji / kayıt
Kayıt
2025-08-15 06:23:35