XX yüzyılın başlarından itibaren Sabir'in şiirleri basın sayfalarında görünmeye başlar: 1903 yılında "Doğu-Rus" gazetesinde, biraz sonra ise "Hayat" gazetesinde şiirleri yayımlanıyor, 1906 yılında şair "Molla Nasreddin" dergisi en etkin yazarlarından birine dönüşüyor. Aynı dönemden C.Mammedkuluzade ile Sabir arasında kopmaz dostluk ilişkileri oluşuyor ve her iki sanatçı halkın kanını emen zalim ağalara, yalaka ruhanilere, hain aydınlara sarsıcı darbeler vuruyor. Şiirlerini gizli imzalarla yazmasına rağmen, gerek Şamahı'da ve Bakü'de, gerekse Azerbaycan'ın diğer bölgelerinde ve İran'da birçok irticacılar Sabir'in eserlerini kınıyor, onun yazdığını okuyanları kafir ilan ediyorlardı. Ruhaniler Sabir'in ölümüne fitva veriyor, zenginler ona tehdit mektupları gönderiyor, qoçular sokakta yolunu kesip ağır sözler deyirdilər. 1910'lı yılın başlarında Sabir Bakü'ye çalışmaya geliyor. Önce "Zenbur" dergisinin binasında çalışıyor, sonra Balahanı okulunda büyük hevesle ders vermeye başlar.
Öğretmenliği ile birlikte şair Balahanı petrol tesislerinde çalışan işçilere, yerli devrimcilere yaklaşarak, onların açtıkları "Nur" kütüphanesinin aktif üyesi olur. 1911'lı temmuz 12'de, hayatının ve sanatının en parlak zamanında Sabir akciğer hastalığından vefat eder ve dünyaya gözünü açtığı Şamahı'da, "Yedi kubbe mezarlığında" defin olunur.
Sabir'in anısına saygı belirtisi olarak vefatından bir yıl sonra, 1912 yılında eşi ve dostları Abbas Sıhhat ve M.Mahmudbeyov'un çabası sonucunda "Hophopnamə" adıyla şiirleri yayımlanıyor, 2i yıl sonra ise halkın bağışıyla "Hophopnamənin" ikinci, daha mükemmel yayını ışık yüzü görüyor.
Hazırlayan Mübariz Göyüşlü
Kronoloji / kayıt
Kayıt
2025-08-15 06:43:20