Haber Detayı
07 Şubat 2015 - Cumartesi 01:00 Bu haber 3724 kez okundu
 
İlhan Kaya: Ağrılılar Buluşması ve Düşündürdükleri
MAGAZİN Haberi
İlhan Kaya: Ağrılılar Buluşması ve Düşündürdükleri

Mekan ve kimlik arasında derin bir bağ var. Nereli olduğumuz, kim olduğumuzu belirliyor. Mekan bütün dinamikleri ile bizi biz yapıyor, hafızamızı biçimlendiriyor ve bize bir aidiyet bahşediyor. Coğrafyanın vatanlaşmasında temel şey, o coğrafyaya ait fiziki veya beşeri unsurlara yüklediğimiz anlamlardır. O unsurları simgeleştirip, somut bir aidiyete dönüştürmemizdir. Geçen hafta sonu (30-31 Ağustos) Eskişehir’de Ağrılı hemşerilerimin ikinci buluşmasına katıldım. Birincisi birkaç ay önce Antalya’da yapılmıştı. Türkiye’nin farklı illerinden elliye yakın işadamı, akademisyen, bürokrat, gazeteci, eğitimci ve farklı meslek erbabı katılmıştı. İlginç bir duyguydu. Toplantıdaki cömertlik ve içtenlik, adeta sizi içe kritik bir bakışa davet ediyordu. Maskelerinizden arınıp, özünüzü hatırlamaya çağırıyordu. Yaklaşık 20 yıldır uzak olduğum coğrafyanın insanlarında, meltem sıcaklığında bir esinti hissettim. Ruhuma zarif bir şekilde çarpan bu esinti, beni çocukluğuma ve özüme götürdü. Toplantı ile ilgili izlenimlerimi, telefonda benden daha fazla Ağrılı olduğunu düşündüğüm abimle paylaştım. Özlem dolu sesinden, burnunun direklerinin sızladığını hissettim. Biraz daha kurcalasam, belki de bir sağanak halinde boşalacaktı. İnsanın aidiyeti, geçmişin ufak gibi görünen kırıntılarında gizli galiba. Vatan dediğiniz sadece parçası olduğunuz ülkenin siyasi sınırlarından ibaret değil elbette. Parçası olduğunuz dar coğrafyadır aslında benliğinizi biçimlendiren. Özünüzü inşa eden. Geçmişin her bir kırıntısında, kimlik ve aidiyete ait çok şey var. Eleşkirt’in ve Ağrı’nın da benim benliğimde, kimlik ve aidiyet duygumda derin bir yeri var. Eskişehir’deki buluşmada parçası olduğum farklı coğrafyalardan daha derin bir benlik hissettim. Kimliğimin harcını oluşturan çocukluk anılarım bir bir gözümde canlandı. Eleşkirt’in o küçük sokaklarını, pastaneci Ali Usta’nın karlı dondurmalarını, Derviş amcanın Sahra lokantasını, Kent kıraathanesini, Dırboların kahvehanesini hatırladım. Recep Dişçi hocanın sertliğini, Necat Dişçi hocanın ciddiyetini, Hasan Yazıcı hocanın güzel el yazısını, Ahmet Aslan hocanın bozuk Türkçesini ve samimiyetini, Nejat Taner hocanın abiliğini anımsadım. Benim de arkadaşlarım olan Eleşkirt Lisesi'nin jönleri geldi aklıma. Deli Nimo ve Tuvaletçi Şevket’i tebessüm ile hatırladım. Sonra Ağrı merkezdeki Orkide pastanesini, Libas giyim mağazasını ve cumhuriyet caddesinin buzdan sarkıtlarını hatırladım. Diyadin Kaplıcaları, Meteor Çukurları, Balıklı Göl, Murat Çayı, Antik kentler, Beyazıt Eski Camii, Patnos Kümbetleri ve güneşin üşüdüğü yer Taşlıçay geldi aklıma. Bir an yüce Ağrı Dağı’nın gölgesinde, İshak Paşa Sarayı’nın avlusunda Ehmede Xani ile tefekküre dalmak istedim. Ruhumu dinlendirmek, zikre dalmak istedim. Çocukluğuma tekrar dönüp, o günleri yeniden yaşamak diledim. Kopuz köyüne gidip, yabani armutlardan toplamak, karda karalastik ayakkabılarımla top oynayıp, ıslanmak ve üşümek istedim. Uzun yaz gecelerinde Dırboların kahvehanesinde oturup, arkadaşlarımla lak lak yapmak, sokakları seyretmek istedim. Foto Neco’da Kösedağ manzaralı bir hatıra fotoğrafı çektirip, Enis abinin o karmakarışık bakkalından şeker almak istedim. Dürgenci Kemal’i kızdırıp, bizi kovalamasını ve heyecandan ödümün patlamasını istedim. Ben Ağrı’yı eli nasırlı bir babaya benzetiyorum. Tarlasında, bağında ve bahçesinde iptidai yöntemlerle çalışıp, izzetine halel gelmesin diye müstağni duran bir baba. Evladından beklentisi olan ama gururu ve izzetinden dolayı bunu asla ifade etmeyen bir ali şahsiyet. Elindekini bir çırpıda yedirip içiren ama kendisi kuru ekmek ve suyla yetinen bir diğerkâm. Ağrı garip ve mahzun bir coğrafya. Karı kışı ağır, alt yapısı zayıf. Dar imkanları ile yaşama tutunmaya çalışan ve gelecek arayan bir kent. Evlatlarını gurbete gönderip, arkasında mahzun mahzun bakan bir anayurt. Ağrı sıla-i rahim istiyor. Vefa istiyor. Evlatlarını ve torunlarını ziyarete bekliyor. Tespih taneleri gibi dağılmış evlatlarına kucak açıp, onları özlediğini usulca fısıldıyor. Ortak aidiyetlerini hatırlatıyor. Yurdunuzu ve özünüzü unutmayın diyor. Birlik olup, beni ve evlatlarımı yukarılara çıkarın diyor. O aidiyeti evlatlarınıza aktarın diyor. Dostluk güzel ve özel bir şey. Ağrılı dostlarım, farklılıkları bir yana bırakıp, ortak mekan aidiyetini, kültür ve anlayışını hatırlattılar. Siyasi tercihlerinin, yaşam tarzlarının, inanç ve etnik kökenlerinin farkına bakmaksızın bir araya geldiler. Kırk yıllık dostlar gibi. Sanki birbirlerini yıllardır tanıyor gibi. Sanki uzun bir süredir ayrı duran dostların kavuşması gibi. Bu toplantıyı düzenleyen ve bana bu duyguları yaşatan Ağrı Kültür Dernekleri Federasyonu’na minnet borçluyum. Federasyon başkanımız Nuri Aydemir’e, değerli bürokratımız İdris Yaşar abiye ve Prof. Dr. Zeki Taştan hocama emeklerinden dolayı özel teşekkürlerimi iletiyorum. Toplantıya ev sahipliği yapan Eskişehir ekibine ve cömert işadamlarımıza (Kabul Grup, Nazlı Grup ve Keskin Grup), birbirinden değerli katılımcılara teşekkür ediyorum. Değerli hocam ve YÖK Denetleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. İlyas Doğan, Prof. Dr. Hakkı Alma, Doç. Dr. Faruk Kaya, Dilovası eski Belediye Başkanı Cemil Yaman bey ile tanışmak benim için bir onurdu. Toplantıya katılan ama adlarını tek tek sayamayacağım kocaman yürekli hemşerilerime teker teker teşekkür ediyor, selam ve hürmetlerimi iletiyorum. Bir sonraki toplantıda buluşmayı umuyorum. Doç. Dr. İlhan Kaya Twitter: @ilhankaya74  
Kaynak: Editör:
Etiketler: İlhan, Kaya:, Ağrılılar, Buluşması, ve, Düşündürdükleri,
Yorumlar
Haber Yazılımı