Ağrı’da toplu taşıma ücretleri son yıllarda yalnızca ekonomik bir mesele olmaktan çıktı. Bugün geldiğimiz noktada konu, belediyecilik anlayışının, sosyal politika tercihlerinin ve dar gelirli vatandaşın kent içindeki hareket özgürlüğünün tartışılması gereken bir başlığa dönüşmüş durumda.
Savcı Sayan döneminde öğrenciler için 25 kuruş olarak uygulanan sembolik ulaşım tarifesinden, bugün 16 TL’ye ulaşan öğrenci ücretine geldik. Tam bilet ise aynı dönemde 1,50 TL seviyelerinden bugün 23 TL’ye çıktı.
Elbette Türkiye’nin bu yıllar içerisinde çok yüksek bir enflasyon yaşadığını görmezden gelemeyiz. Mazot arttı, işçilik arttı, araç bakım maliyetleri arttı, yedek parça arttı. Belediyelerin toplu taşıma maliyetlerinin sabit kaldığını söylemek mümkün değil.
Ancak mesele yalnızca “enflasyon var, zam kaçınılmaz” denilerek geçiştirilecek kadar basit de değil.
SON ZAM ENFLASYONLA AÇIKLANABİLİR, PEKİ ÖNCEKİLER?
17 Ağustos 2026 tarihinde Ağrı’da öğrenci ulaşım ücreti 12 TL’den 16 TL’ye, tam bilet ise 17 TL’den 23 TL’ye yükseltildi.
Öğrenci tarifesindeki artış yaklaşık yüzde 33,3, tam biletteki artış ise yaklaşık yüzde 35,3.
Aynı dönemde yıllık enflasyonun yüzde 30’ların üzerinde seyrettiğini dikkate aldığımızda, yalnızca son zam üzerinden “Bu artış tamamen enflasyondan kopuk” demek doğru olmaz.
Hatta rakamları soğukkanlı biçimde incelediğimizde son zammın, mevcut yüksek enflasyon ortamında belirli ölçüde açıklanabilir olduğu görülüyor.
Fakat asıl mesele burada başlamıyor.
Asıl mesele, önceki zamlarla birlikte oluşan toplam yük.
Hazal Aras yönetiminin göreve geldiği dönemde yürürlükte bulunan tarife öğrenci için 5 TL, tam bilet için 7 TL seviyesindeydi.
Bugün öğrenci 16 TL, tam bilet 23 TL.
Yani öğrenci tarifesi 5 TL’den 16 TL’ye çıkarak yüzde 220, tam bilet ise 7 TL’den 23 TL’ye çıkarak yaklaşık yüzde 229 arttı.
Aynı dönemde genel enflasyon artışı bunun belirgin biçimde altında kaldı.
Enflasyon kadar artış yapılsaydı bugün öğrenci tarifesinin yaklaşık 12,5 TL, tam biletin ise yaklaşık 17,5 TL civarında olması beklenirdi.
Dolayısıyla bugün konuşmamız gereken mesele yalnızca son zam değildir.
Son zam enflasyonun sonucu olabilir; ancak önceki zamlarla oluşan yüksek taban, bugünkü zammın vatandaş üzerindeki yükünü çok daha ağır hale getiriyor.
25 KURUŞLUK TARİFE NE ANLAMA GELİYORDU?
Savcı Sayan dönemindeki 25 kuruşluk öğrenci tarifesini bugünkü ulaşım maliyetleriyle doğrudan karşılaştırmak da tek başına sağlıklı değil.
Çünkü 25 kuruş gerçek taşıma maliyetini karşılayan ticari bir fiyat değildi.
Bu, açık biçimde sosyal belediyecilik tercihiyle oluşturulmuş, öğrencinin ulaşımını sübvanse eden sembolik bir tarifeydi.
Dolayısıyla “Bugün de öğrenci 2-3 liraya taşınmalı” demek başka bir tartışmadır.
Fakat 25 kuruştan 16 TL’ye ulaşılması bize başka bir şeyi çok net anlatıyor:
Ağrı Belediyesi’nin ulaşım hizmetindeki sosyal sübvansiyon anlayışı yıllar içerisinde büyük ölçüde ortadan kalktı.
2019’daki 25 kuruş bugün 16 TL oldu.
Nominal olarak 64 katlık bir artıştan söz ediyoruz.
Genel enflasyon aynı dönemde bunun çok altında kaldı.
Tam bilet açısından bakıldığında tablo daha da karşılaştırılabilir durumda. 2019’daki 1,50 TL’lik tam bilet yalnızca enflasyon oranında artsaydı bugün yaklaşık 14-15 TL seviyesinde olacaktı.
Bugünkü fiyat ise 23 TL.
Demek ki burada sadece enflasyon yok.
Tarife politikasında da ciddi bir değişim var.
FATİH, 100. YIL VE KAZIM KARABEKİR’İ UNUTMAMAK GEREKİR
İşin bir de sosyal yönü var.
Belediyecilik yalnızca gelir-gider hesabı değildir.
Hele Ağrı gibi gelir seviyesinin sınırlı olduğu, çok sayıda ailenin sosyal destek ihtiyacı bulunduğu bir kentte toplu taşıma doğrudan sosyal politika meselesidir.
Hazal Aras yönetiminin güçlü oy desteği aldığı Fatih, 100. Yıl ve Kazım Karabekir mahalleleri gibi bölgelerde dar gelirli ve sosyal desteğe ihtiyaç duyan çok sayıda aile yaşıyor.
Bu mahallelerde bir hanede iki öğrenci olduğunu düşünün.
İki çocuk her gün okula gidip geliyor.
Sadece ulaşım için günlük onlarca lira, aylık ise aile bütçesinde ciddi bir rakam ortaya çıkıyor.
Asgari ücretle geçinen, düzensiz geliri olan veya sosyal yardımlarla hayatını sürdürmeye çalışan aile açısından 16 TL “sadece 16 TL” değildir.
Bir öğrenci için gidiş-dönüş 32 TL’dir.
İki öğrenci için günlük 64 TL’dir.
Ay boyunca hesaplandığında bu rakam artık küçük bir ulaşım gideri olmaktan çıkar, aile bütçesinin önemli bir kalemine dönüşür.
Burada Ağrı Belediyesi’nin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor:
Toplu taşıma hizmeti yalnızca maliyetini karşılaması gereken bir işletme midir, yoksa belediyenin sosyal sorumluluk alanlarından biri midir?
EN AZINDAN ÖĞRENCİ VE DAR GELİRLİ İÇİN YENİ BİR MODEL DÜŞÜNÜLMELİ
Belediyenin maliyetlerini görmezden gelerek “Hiç zam yapılmasın” demek gerçekçi olmaz.
Ama çözümün bütün maliyeti yolcunun sırtına yüklemek olması da şart değil.
Örneğin öğrenci tarifesi daha güçlü biçimde sübvanse edilebilir.
Sosyal yardım alan ailelerin çocuklarına özel ulaşım kartı çıkarılabilir.
Belirli gelir seviyesinin altındaki vatandaşlara indirimli ulaşım tanımlanabilir.
Aylık öğrenci abonman sistemi getirilebilir.
Günde iki biniş üzerinden sabit fiyatlı öğrenci paketi oluşturulabilir.
Belediye bütçesinden ulaşım desteğine özel sosyal yardım kalemi ayrılabilir.
Bunların hiçbiri dünyada veya Türkiye’de bilinmeyen uygulamalar değil.
Mesele tercih meselesidir.
SON ZAM DEĞİL, BİRİKMİŞ ZAMLAR TARTIŞILMALI
Bu nedenle Ağrı’daki son toplu taşıma zammını tartışırken doğru noktadan bakmak gerekiyor.
17 Ağustos 2026’da yapılan zam, tek başına değerlendirildiğinde mevcut enflasyon şartlarının çok uzağında değil.
Bunu kabul etmek gerekir.
Ama 2023’ten bugüne oluşturulan fiyat tabanı enflasyonun belirgin biçimde üzerinde yükseldi.
Bugünkü 16 ve 23 TL’lik rakamların asıl tartışılması gereken tarafı da budur.
Son zam, daha önce yükseltilmiş bir fiyatın üzerine geldiği için vatandaşın cebindeki etkisi katlanarak büyüyor.
Savcı Sayan döneminde 25 kuruşluk öğrenci ulaşımı, maliyet hesabından çok sosyal belediyecilik mesajıydı.
Bugün ise öğrenci 16 TL ödüyor.
Aradaki fark yalnızca enflasyon farkı değildir.
Aradaki fark, belediyenin toplu taşımaya nasıl baktığının da farkıdır.
Ağrı Belediyesi, özellikle dar gelirli ailelerin yoğun yaşadığı mahalleleri ve öğrencilerin ulaşım hakkını yeniden düşünmek zorunda.
Çünkü ulaşım sadece bir belediye otobüsüne binme meselesi değildir.
Ulaşım; öğrencinin okula, vatandaşın işe, yaşlının hastaneye, dar gelirlinin şehrin geri kalanına erişebilme hakkıdır.
Ve sosyal belediyecilik tam da burada başlar.
Haber Kaynağı: Ağrı'nın Haber Merkezi | Ajans04.Net Ağrı Haberleri
Henüz yorum yapılmamış.