Doğubayazıt’ta yıllar önce büyük umutlarla açılan Doğubayazıt AVM, bugün sessizliğiyle konuşuyor.
2018’de görkemli bir açılışla ilçenin çehresini değiştireceği iddiasıyla kapılarını açan bu dev yatırım, aradan geçen yıllar içinde adım adım yalnızlaştı. Şimdi ne eski kalabalıklar var ne de o ilk günlerin heyecanı…
Bir zamanlar ışıklarıyla dikkat çeken koridorlar bugün ıssız. Cam vitrinlerin ardında ürünler değil, boşluk sergileniyor. Ulusal markalar birer birer çekildi, yerlerini sessizlik aldı. Geriye ise cevabı giderek ağırlaşan bir soru kaldı:
Bu kadar büyük bir yatırım nasıl bu hale geldi?
Sorunun cevabını yalnızca “ekonomik kriz” ile açıklamak kolaycılık olur. Elbette artan maliyetler, değişen alışveriş alışkanlıkları ve online ticaretin yükselişi etkili. Ancak mesele sadece bunlar değil. Yanlış konumlandırma, yetersiz ulaşım planlaması, AVM’yi ayakta tutacak güçlü bir yönetim vizyonunun ortaya konulamaması da bu çöküşün temel nedenleri arasında.
Asıl acı olan ise şudur:
Bu bina özel bir yatırım gibi görünse de, sonuçları itibarıyla kamusal bir kayba dönüşmüştür. Çünkü atıl kalan her büyük yapı, sadece yatırımcının değil, şehrin tamamının kaybıdır. İlçenin merkezinde kaderine terk edilmiş bir kompleks, Doğubayazıt ekonomisi için bir fırsat değil, bir yük hâline gelmiştir.
Bugün bu AVM’ye bakıldığında insanın aklına “milli servet heba ediliyor” cümlesi geliyor. Oysa doğru bir planlama ile burası sadece bir alışveriş merkezi değil; sosyal yaşam alanı, gençler için cazibe merkezi, hatta bölgesel bir ticaret üssü olabilirdi.
Şimdi yapılması gereken geçmişe takılıp kalmak değil, geleceği yeniden kurgulamaktır.
Bu yapı ya yeni bir konseptle –eğitim, sağlık, kamu hizmetleri, karma kullanım alanları gibi– yeniden işlevlendirilmeli ya da mevcut haliyle sürünmesine seyirci kalınmamalıdır.
Doğubayazıt, kaderine terk edilecek bir ilçe değildir.
Ve bu şehir, sessizce çürüyen hayalleri hak etmiyor.
💬 Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!