22 Şubat 2026, Pazar
Sayın Valim, Halk Sizi Çok Sevecek - Nihat Aydın | Ajans04
Nihat Aydın

Nihat Aydın

📖 10 yazı 👁️ 9,355 toplam okunma

Sayın Valim, Halk Sizi Çok Sevecek

Her hafta yeni bir çalışmayla gündeme geliyor. Biz de her defasında “Acaba bu tempo sürer mi?” diye merak ederken, kendisi köşe yazısı yazacak yeni bir malzemeyi önümüze koymaya devam ediyor.

Bazı insanlar görev yapar.

Bazı insanlar ise iz bırakır.

Ağrı Valisi Dr. Önder Bozkurt göreve başladığından bu yana attığı adımlarla sadece bürokratik bir idareci profili çizmedi; aynı zamanda sahada, halkın içinde, gönüllere dokunan bir yönetim anlayışı ortaya koydu.

Her hafta yeni bir çalışmayla gündeme geliyor. Biz de her defasında “Acaba bu tempo sürer mi?” diye merak ederken, kendisi köşe yazısı yazacak yeni bir malzemeyi önümüze koymaya devam ediyor.

Bu kez ne yaptı?

Valiler toplantısından gelir gelmez, aynı akşam şehit aileleriyle iftar açtı.

“Bu zaten protokol gereğidir” diyebilirsiniz. Evet, doğrudur. Ama iş orada bitmedi.

Asıl mesele, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na talimat vererek Nadiriye Camii’nde iftar programı başlatmasıydı. Bir organizasyon değil, adeta bir iftar çadırı… Üstelik protokolsüz.


Gönül Belediyeciliğinden Gönül İdareciliğine

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yıllar önce “gönül belediyeciliği” kavramını ortaya atmıştı. Belediyeciliğin sadece yol, temizlik, su ve asfalt olmadığını; esas olanın gönül kazanmak olduğunu vurgulamıştı.

Dr. Önder Bozkurt ise sanki bu kavrama paralel yeni bir anlayış ortaya koyuyor:

Gönül idareciliği.

Kendisi seçimle gelmedi. Atanmış bir vali. En fazla üç, bilemediniz üç buçuk yıl burada görev yapacak. Seçilme kaygısı yok. Sandık hesabı yok. Oy derdi yok.

Ama buna rağmen iftar çadırı açıyor. Halkın içine giriyor. Sofrayı paylaşıyor. Yemek dağıtıyor. Hanımefendiyi de yanında götürüyor.

Bu davranış bir zorunluluk değil, bir tercih.

Ve bu tercih, devletin soğuk yüzü değil, sıcak yüzünü gösteriyor.


Protokolsüz Bir İftar

Gözümüz alışkın…

Valinin etrafında 15-20 kişilik protokol halkası olur. Emniyet müdürü, jandarma komutanı, başsavcı, kurum amirleri… Çoğu zaman vatandaş ikinci planda kalır.

Ama Nadiriye Camii’ndeki iftarda o görüntü yoktu.

Vali Bozkurt protokol valiliği yapmıyor.

Saha valiliği yapıyor.

“Şehri bana protokol tanıtmaz, ben kendim tanırım” diyen bir idareci tavrı var. Bu tavır, halkın çok sevdiği bir tavırdır. Biz de açıkça söyleyelim: Sevdik.


100. Yıl Mahallesi Mesajı

Bir başka önemli adım daha var.

Dr. Önder Bozkurt, 100. Yıl Mahallesi’ne gitti. Üstelik yine protokolsüz. Yerinde inceleme yaptı. Sorunları birebir dinledi.


  1. Yıl Mahallesi’nin sosyolojisini bu şehir iyi bilir. Zaman zaman toplumsal gerilimlerin yaşandığı, siyasi olarak hassas bir mahalle olarak anılmıştır. Geçmişte birçok siyasetçi oraya seçimden seçime gitmiş, bazıları gizli saklı ziyaret etmiş, bazıları hiç uğramamıştır.

Ama devletin valisi oraya doğrudan gitti.

Sorunu yerinde görmek için.

Ezber bozmak için.

Devletin mesafeli değil, kapsayıcı olduğunu göstermek için.

Bu çok anlamlıdır.


İz Bırakmak Meselesi

Ağrı geçmişte iz bırakan valiler gördü. Kutlu Aktaş, Süleyman Elban gibi isimler hâlâ konuşulur. Çünkü sadece idari kararlar almadılar; şehirle bağ kurdular.

Dr. Önder Bozkurt’un adımlarında da benzer bir çaba görülüyor. Hem idari olarak işini yapıyor hem de gönüllere dokunuyor.

Valilik makamı bir otorite makamıdır. Ama Bozkurt bu makamı aynı zamanda bir temas makamına dönüştürüyor.

Bu şehir samimiyeti sever. Gösterişten uzak duruşu sever. Halkla arasına duvar örmeyen idareciyi sever.

Sayın Valim,

Bu tempo böyle devam ederse halk sizi çok sevecek.

Belki de şimdiden sevmeye başladı bile.

💬 Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!