28 Şubat 2026, Cumartesi
İmaj mı, Gerçek mi? Forbes Listesi ve Ağrı Üzerine - Erkan KÖSEDAĞ | Ajans04
Erkan KÖSEDAĞ

Erkan KÖSEDAĞ

📖 5 yazı 👁️ 19,639 toplam okunma

İmaj mı, Gerçek mi? Forbes Listesi ve Ağrı Üzerine

Forbes’ın yayımladığı “Türkiye’nin en yaşanabilir illeri” listesinde Ağrı’nın alt sıralarda yer alması, ister istemez kentimiz adına bir imaj tartışmasını beraberinde getiriyor. 32.44 genel endeks puanıyla 76. sırada gösterilen bir Ağrı’dan söz ediyoruz.

Forbes’ın yayımladığı “Türkiye’nin en yaşanabilir illeri” listesinde Ağrı’nın alt sıralarda yer alması, ister istemez kentimiz adına bir imaj tartışmasını beraberinde getiriyor. 32.44 genel endeks puanıyla 76. sırada gösterilen bir Ağrı’dan söz ediyoruz. Bu tabloya bakınca insanın aklına gelen ilk soru şu: Ağrı gerçekten Türkiye’nin en yaşanamaz illerinden biri mi, yoksa burada başka bir sorun mu var?

Forbes’ın kriterleri kağıt üzerinde bakıldığında yanlış görünmüyor. Erişim hizmetleri, ekonomik olanaklar, sosyal ve kültürel yaşam, güvenlik ve çevre, altyapı ve ulaşılabilirlik… Bir şehri değerlendirirken bakılması gereken başlıklar bunlar olabilir. Ancak mesele kriterlerin varlığı değil; bu kriterlerin nasıl ölçüldüğü, hangi verilerin kullanıldığı ve hangi ağırlıklandırma ile sonuç üretildiğidir. Şeffaflık olmadan yapılan bir sıralama, ne kadar prestijli bir dergi tarafından yayımlanırsa yayımlansın, otomatik olarak tartışmaya açık hale gelir. İşte ben de bugün bu köşede tam olarak bunu tartışmak istiyorum.

Örneğin sağlık hizmetlerine erişim. Doktor eksikliği Türkiye’nin genel bir sorunu. Bu mesele sanki sadece Ağrı’ya özgüymüş gibi bir algı oluşturmak doğru değil. Ağrı bir araştırma hastanesine sahip. Türkiye’de araştırma hastanesi bulunmayan birçok il varken, Ağrı’nın sağlık başlığında zayıf gösterilmesi 2025–2026 yılı için izaha muhtaçtır. Sağlık hizmetlerine erişim konusunda gerçek verilerle konuşulmalıdır; kanaatle değil.

Eğitim alanına bakalım. Sınıf başına düşen öğrenci sayısında Türkiye ortalamasının altında olan bir şehirden söz ediyoruz. Bu resmi verilerle sabit. Ortaöğretime yerleştirme sıralamalarında 56. sırada yer alıyoruz. Peki o halde eğitim kriterinde hangi ölçütler kullanıldı da Ağrı alt sıralara itildi? Bu soruya net bir cevap verilmeden yapılan sıralama, ister istemez güvenilirliğini yitirir.

Ulaşım ve yaşam maliyetlerine geldiğimizde tablo daha da dikkat çekici. Türkiye’nin en uygun toplu ulaşım maliyetlerinden birine sahip şehirlerden biri Ağrı. Çayın, yemeğin, temel gıda ve giyim maliyetlerinin birçok büyükşehre göre daha makul olduğu bir kentten söz ediyoruz. Bugün Ağrı’da bir döner 250 lira civarındayken, batıdaki birçok şehirde aynı ürün 400–450 liradan başlıyor. Kiralar Ağrı’da 10 ila 20 bin lira aralığındayken, batı şehirlerinde 25–40 bin lira bandına çıkmış durumda. Yaşam maliyetleri bu kadar açık bir avantaj sunarken, bu kriterin nasıl puanlandığını bilmek herkesin hakkı.

Ekonomik üretim potansiyelimizin sınırlı olduğu doğru. Sanayimiz güçlü değil, fabrikalarımız az. Ancak bu durum sadece Ağrı’ya özgü değil. İç Anadolu’nun her kentinde dev sanayi tesisleri mi var? Karadeniz’in her şehri üretim üssü mü? Artvin, Osmaniye, Karaman, Uşak ya da Yozgat hangi ölçütle Ağrı’dan daha yaşanabilir ilan edildi? Aynı coğrafi şartları paylaştığımız Ardahan’ın Ağrı’nın üstünde yer alması gerçeklikle ne kadar örtüşüyor? Bu sorular cevapsız kaldıkça liste de ikna edici olmuyor.

Güvenlik ve çevre kriterlerine baktığımızda da tablo benzer. Ağrı ağır suç oranlarıyla anılan bir şehir değil. Sınır hattına dayalı kaçakçılık dışında, gündelik yaşamı tehdit eden yaygın bir asayiş sorunu yok. Rakımı yüksek, havası temiz, nüfus yoğunluğu düşük ve doğayla iç içe yaşam imkanı sunan bir şehirden söz ediyoruz. Bu özellikler birçok metropolün önünde bir avantajdır.

Asıl mesele şudur: Bu listeler yalnızca bir sıralama mı, yoksa bir algı üretim mekanizması mı? Bir şehri “en yaşanamaz” kategorisine yerleştirdiğinizde sadece bir tablo yayımlamış olmuyorsunuz. O şehrin imajını, yatırım çekme kapasitesini, turizm algısını ve kamu görevlilerinin tercihlerini etkiliyorsunuz. Bu nedenle bu tür çalışmalar büyük sorumluluk gerektirir.

Her yıl benzer şekilde Doğu ve Güneydoğu şehirlerinin alt sıralarda yer alması tesadüf müdür? Yoksa bir alışkanlık mı? Eğer Forbes gerçekten objektif bir çalışma yürütüyorsa, hangi verileri kullandığını, bu verilere nasıl ulaştığını, şehir bazında sahada hangi analizleri yaptığını açıkça ortaya koymalıdır. Editör masasından yapılan soyut bir değerlendirme ile şehirlerin kaderi belirlenmemelidir.

Elbette Ağrı dört dörtlük bir şehir değil. Soğuk iklimi var, sanayi gücü sınırlı, göç veriyor. Ama bu özellikler Türkiye’nin birçok şehrinde mevcut. Bu gerçekler Ağrı’yı otomatik olarak “en yaşanamaz” kategorisine hapsetmez.

Ağrı kötü bir şehir değil. İmajı güçlü, insanı sıcak, yaşam maliyeti makul, doğası zengin bir şehir. Eksikleri var ama potansiyeli de var. Bu şehri tanımadan, sahadaki gerçek verileri şeffaf biçimde ortaya koymadan yapılan her sıralama eksik kalmaya mahkûmdur. Ve bizler, kendi şehrimizin hakkını savunmaktan geri durmamalıyız.

💬 Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!