31 Ocak 2026, Cumartesi
Dağcılık Müzesi Fikri Doğru, Ama Eksiklikler Var - Erkan KÖSEDAĞ | Ajans04
Erkan KÖSEDAĞ

Erkan KÖSEDAĞ

📖 2 yazı 👁️ 9,888 toplam okunma

Dağcılık Müzesi Fikri Doğru, Ama Eksiklikler Var

Uzun süredir Ağrı’da, özellikle Doğubayazıt’ta müzecilik çalışmaları adına bir hareketlilik yaşanıyor. Bu hareketliliği önemsiyorum, destekliyorum.

Uzun süredir Ağrı’da, özellikle Doğubayazıt’ta müzecilik çalışmaları adına bir hareketlilik yaşanıyor. Bu hareketliliği önemsiyorum, destekliyorum. Çünkü Ağrı; tarihiyle, kültürüyle ve en önemlisi Ağrı Dağı gerçeğiyle sıradan bir şehir değildir. Ancak her doğru fikir, doğru yöntemle hayata geçirilmediğinde amacından uzaklaşır.

Doğubayazıt’ta uzun yıllar hükümet konağı olarak kullanılan tarihi binanın müzeye dönüştürülmesi fikri, ilk olarak dönemin İl Kültür ve Turizm Müdürü Ebumuhsin Bulut döneminde gündeme geldi. Ben de o dönemde yardımcısı olarak görev yaparken, bu yapının sıradan bir müze değil; dağcılık temalı, Ağrı Dağı’yla özdeşleşmiş özel bir müze olması gerektiği yönünde yapılan pek çok girişime bizzat şahitlik ettim.

Daha sonra İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü görevine baktığım dönemde, bu fikir somut adımlara dönüştü. Türkiye Dağcılık Federasyonu ile görüşmeler yapıldı; dönemin federasyon başkanı Ersam Başar ile birlikte Doğubayazıt’ta projeyi yerinde ve detaylı şekilde anlattık. Aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdinde planlanan iş birlikleriyle bu müzenin resmi, bilimsel ve sportif bir kimlik kazanması hedeflendi.

Federasyonun sürece dahil edilmesi; bu yapıya yalnızca bir tema değil, içerik, uzmanlık ve meşruiyet kazandıracak önemli bir eşikti.

Bugün gelinen noktada ise proje, maalesef ilk çıkış fikrinden uzaklaşmış görünüyor.


Dağcılık Müzesi Kime Hitap Etmeli?

Dağcılık; federasyona tabi, disiplinli, teknik ve ciddi bir spor dalıdır. Aynı zamanda federasyona tabi olmadan yapılan ama yine de bilgi, tecrübe ve kültür gerektiren bir faaliyettir. Ağrı Dağı’na her yıl 25–35 bin arası insan yalnızca tırmanış yapmak için geliyor. Bu gerçek ortadayken, yapılacak bir dağcılık müzesinin ana hedef kitlesi bellidir.

Bugün kamuoyuna yansıyan proje detaylarında;

VR gözlükler, sanal gerçeklik uygulamaları, hologram gösterimler, tematik ve elektronik alanlar ön plana çıkıyor.

Yanlış mı? Hayır.

Ama yeterli değil.

Ağrı Dağı’na tırmanmış, zirve yapmış bir dağcıya “gel sana VR gözlükle dağa tırmanmayı gösterelim” diyemezsiniz. O duyguyu, o yorgunluğu, o riski ve o mutluluğu yaşamış biri için bu, gerçeğin çok gerisinde kalır. Bu tür uygulamalar ancak çocuklara, gençlere ya da dağcılıkla hiç tanışmamış ziyaretçilere hitap eder.


Asıl Eksiklik: Kimler Yok?

Beni asıl rahatsız eden nokta şudur:

Dağcılık Müzesi fikrini ortaya atan, bu alana kafa yoran, Ağrı Dağı’nı bilen ve dağcılığı yaşayan insanların hiçbiri bu projenin içinde yok.

  • Bu fikrin ilk sahiplerinden Ebumuhsin Bulut sürece dahil mi? Soruldumu
  • Ağrı Dağı üzerine ciddi akademik ve saha çalışmaları olan Prof. Dr. Faruk Kaya’nın görüşü alındı mı?
  • Türkiye Dağcılık Federasyonu ile yeniden temas kuruldu mu?
  • Projeyi getirdiğimiz nokta nedir soruldu mu?

Hayır.

Böyle olunca ortaya çıkan şey; birkaç kişinin iyi niyetle ama başka şehirlerdeki örneklere bakarak, yani adeta kopyala-yapıştır mantığıyla oluşturduğu bir proje hissi veriyor. Oysa bugün teknoloji zaten herkesin cebinde, evinde, telefonunda var. Müze dediğiniz yer; hafıza üretir, hikâye anlatır ve özgün olur.


Ne Olabilirdi?

Bu müzede;


  • Ağrı Dağı’nda yapılmış tarihi tırmanışlar
  • Yerli ve yabancı dağcıların hikâyeleri, kitaplar, bilimsel dökümanlar
  • Gerçek tırmanış ekipmanları
  • Zirve yapan isimlerin kişisel anlatıları
  • Dağcılığın Ağrı’daki geçmişi ve kültürü

“1960’larda zirveye çıkan bir dağcının çantası”

  • “Bugünün profesyonel dağcısının ekipmanı”
  • Basınç - Yükseklik–hava–risk ilişkisi
  • Çığ, hipotermi, irtifa hastalığı anlatımları ve daha bir çok çalışma

yer alabilirdi.

Yani burası, özellikle Ağrı Dağı için kente gelen 35–40 bin dağcının uğramadan geçemeyeceği, kendini bulacağı bir merkez olabilirdi. Bugünkü yaklaşım ise “herkese hitap edelim” derken, asıl hedef kitlesini kaçırma riski taşıyor.


Bu projede emeği olanlara, özellikle Ağrı İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Erhan Tenekeci’ye, kente bir müze kazandırma iradesi gösterdikleri için teşekkür ediyorum. Ancak eleştiri; karşı çıkmak değil, daha iyisini mümkün kılmak içindir.

Bu yanlıştan dönmek hâlâ mümkündür.

Proje henüz ruhunu kaybetmiş değildir.

Temennim; Sayın Valimiz Önder Bozkurt’un bu eleştirileri yapıcı bir uyarı olarak görmesi ve süreci daha kapsayıcı, daha doğru bir zemine taşımasıdır. Çünkü kamu kaynaklarıyla yapılan her işte karşılık esas olmalıdır.

Ağrı için hayırlı olsun…

Ama daha iyisi mümkünken, susmak da bu kente haksızlık olur.

💬 Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!