HAKKINDA YAZILANLAR
BÜTÜN DOSTLUKLAR YAZILMALIDIR 5: MUSTAFA NADİR ÖNAY
Mehmet Nuri Yardım 
10 Ocak 2022
Dostluk nedir, kimlerle dost olunur? Kurulan dostluklar niçin yazılmalı, neden anlatılmalıdır? Cevabı basit aslında. Zira bu, hâl içre olmak, doğru tanıklık ve hüsnü şehadettir. Muhabbetin ilamı, hürmetin izharıdır. Ziya’ya Mektuplar’ı okumasaydık Cahit Sıtkı ile Ziya Osman’ın o efsaneleşen dostluğunu bilebilir miydik acaba? Belki birkaç şiirde ve nesirde bu samimiyete işaret eden kırıntı bulabilirdik ama bu yakınlığın kardeşlik iklimini nasıl tahmin edebilirdik? İyi ki mektuplaşmışlar, iyi ki Ziya, Cahit’in kendisine yolladığı mektupları muhafaza etmiş. İyi ki Yaşar Nabi de bunları Varlık Yayınları arasında neşrederek edebiyat dünyamıza kazandırmıştır. Bu sayede, köklü dostluklarını öğrendik. Bu vesile ile mektup edebiyatımıza da seçkin bir eser kazandırılmış oldu.
Mademki böyle bir hatırat serisine başladık, devam edelim öyleyse… İlk dört yazıda Hüseyin Sarıkoç, Muhsin Karabay, Yurdagün Göker ve Muammer Erkul’u anlatmaya çalışmıştım. Şimdi de senarist, yönetmen ve yazar dostumuz Mustafa Nadir Önay Bey’den söz edeceğim. Bir insanı bütünüyle nasıl anlatabiliriz ki? Bu hiç mümkün olabilir mi? Erdemli bir kişiyi idealleri, ülküleri, iptilaları, çabaları, gayretleri, hedefleri ve hassasiyetleriyle dile getirebilmek mümkün mü? 
Mustafa Nadir Bey’i iki kelime ile tarif edin derseniz şöyle diyebilirim: “ O ‘hüzünlü tebessüm’den ibarettir.” Hüzün hissiyle tebessüm hâli insanda bir arada olabilir mi? Elbette olabilir. Bana inanmıyorsanız müşahhas hâlini Mustafa Nadir Bey’in şahsında görün. O dost ve sıcak gülüşünün hemencecik ardında, ulvî bir hüzün duygusunun izlerini yakalayabilirsiniz. Kim bilir hangi devirden kalmadır, hangi yaşanmışlıklardan mirastır, bilinmez! 
Çalışan bir beden, üreten bir zihin ve yorulmayan bir şahsiyet. Kültür, sanat, medeniyet odaklı çabaların öncüsü ve taşıyıcısı. Dostlarını kırmayan, hizmetlerini omuzlayan bir dava adamı. Osman Yüksel Serdengeçti ile olan fotoğrafına bakıyorum. O mübarek alperenin sıkı takipçisi genci görün. Kim bilir bugüne kadar ne çok belgelik filmler hazırladı, röportajlar yaptı? Bir televizyonda yetkim olsaydı, davet edeceğim ilk kişi Mustafa Nadir Bey olurdu. Onun heybesinin ağzına kadar dolu olduğunu biliyorum zira. Peki bugün bizim milliyetçi/muhafazakâr televizyonlarımızın idarecilerinin bundan haberi var mı? Sanmıyorum. Çoğu tanımaz bile! Çünkü kültürü önemsemez, sanata mesafelidir. Hâlbuki çekilen o filmler millî hazinemizdir, abide şahsiyetlerimizin definesidir. Kimin umurunda?
Kolay değil hakikaten. Yüzlerce şairle, yazarla, tarihçiyle, mütefekkirle, sanatkârla görüşmüş, çekimlerini yapmış, hatıralarını tespit etmiştir. Bu kayıtlar elde duruyor. Bunlar büyük kazancımız, gelirimiz, övüncümüzdür. Hemen bir ekranda yayınlanmalı, milletimizin istifadesine, gençliğimizin dikkatine hızla sunulmalıdır. 
ÖNEMLİ BELGE FİLMLERE İMZA ATTI
Mustafa Nadir Bey bugüne kadar yüzlerce biyografiyi araştırdı, yazdı, çekti. Peki kendisinin hayat hikâyesini kısaca da olsa bilmemiz gerekmez mi? Bu, şarttır ve muarefe için kesinlikle gereklidir.
Aziz dostumuz, 1960 yılında, Denizli ili Acıpayam ilçesi Yatağan kasabasında doğdu. İlk ve orta tahsilini Acıpayam’da yaptı. 1978’de Yozgat Lisesi edebiyat bölümünü bitirdi. 1982 yılında, Hacettepe Üniversitesi İngilizce hazırlık sınıfını tamamladı. 1986 senesinde de aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.
Öğrencilik yıllarından başlayarak değişik gazete ve dergilerde yazdı. Hergün, Millet, Töre, Doğuş, Türk Yurdu, Biyografik Analiz, Tarih ve Düşünce, yazdığı dergi ve gazetelerden bazıları. 1986’da başladığı gazetecilik hayatı, televizyonculuk meşgalesiyle devam etti. 1987 senesinde TRT yardımcı prodüktörlük imtihanını kazandı. 1987-1992 yılları arasında; TRT Belgesel Programlar Müdürlüğü, TRT Eğitim Kültür Programları Müdürlüğü ve GAP TV Müdürlüğü’nde yönetmen-metin yazarı olarak çalıştı. 1992-1998 döneminde onu TGRT’de yönetmen olarak görüyoruz. Hâlen serbest yönetmen, senarist olarak çalışıyor. Bugüne kadar binlerce program, yüzlerce belgesel, tanıtım ve klip yönetti. Türk kültür tarihine görüntüye dayalı bir yaklaşım sunan belgelikler dizisinin ilk dört bölümü, “Anadolu’da 1000 Yıl”, “Yaylaktan Kışlağa”, “Türk Denizcilik Tarihi” ve “Osmanlı’da Gündelik Hayat” adlarını taşıyor. Yayınlanmış eserleri Doğunun Altı Kapısı ile Yaylaktan Kışlağa, Örfün Aydını Gürbüz Azak. Yayıma hazır eserleri de bulunuyor.
YATAĞAN DERGİSİNİN SIRRI
Zannediyorum benim gibi birçok kişi, Yatağan ismini belki de Mustafa Nadir Bey sayesinde ve onun yayımladığı Yatağan dergisi ile duymuştur. Önceleri köy olan sonra kasabaya dönüşen Yatağan için, düzenli olarak bir dergi nasıl yayımlanır? Bu mümkün müdür? Eğer sizde Mustafa Nadir Beyin azmi, inancı, heyecanı ve idealizmi varsa bu dergi pekâlâ çıkar. 1990 yılından beri 23 sayı neşredilen bir kültür dergisinden bahsediyoruz. Denizli ve Yatağan merkezli dergide folklor, edebiyat, sanat, tarih ve kültür yazıları, araştırmaları yayımlanıyor. Dostumuz, bu derginin Genel Yayın Yönetmenidir. 
Vefalıdır Mustafa Nadir Bey. Dostlarına da vefalıdır hemşerilerine de… Hele doğup büyüdüğü toprakları asla unutmaz. Birçok büyük kuruluş, vakıf ve dernek, hatta ticari şirket maddi masraflarına katlanamadığı için çıkardıkları dergileri kapatırken Mustafa Nadir Bey bir gönül borcu gibi gördüğü Yatağan’ı dar imkânlara rağmen yıllardır neşretmeye devam ediyor. Bu olağanüstü bir fedakârlık, tarifi zor bir kadirbilirliktir. Büyük bir inceliktir. Bu soylu davranış, bana Fethi Gemuhluoğlu’nu hatırlatıyor inanın. O da İstanbul’da günlük gazetelerde yazabilecekken ata toprağı olan Arapgir’de Arapgir Postası’nda yazmıştı uzun süre. Ama ne yazılar! Bu asil davranış, hepimize ders olmalı aslında. Niçin bizler de doğup büyüdüğümüz yerlerle ilgili kitaplar yazmıyor, dergiler çıkarmıyoruz. En azından çıkan dergilere katkıda bulunabilir, yazı kaleme alabiliriz. 
Yıllar önce “Selçuklu Köyü” olan Yatağan için ESKADER olarak toplantı düzenlemiştik. Büyük ilgi gören o “Bâbıâli Sohbeti”miz, 24 Mayıs 2012 Perşembe günü gerçekleşmişti. Mustafa Bey o akşam derginin doğum macerasını anlatmıştı. Doğup büyüdüğü yerleri bir dergi ile yaşatmaya kararlıydı. Bölgede doğup yetişen yazarları, aydınları, bilim adamlarını araştırıp buluyor. Onlara yazılar yazdırıyor ve bunları Yatağan’da okuyucularla buluşturuyordu.
MÜBAREK TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKMAK
Mustafa Nadir Bey örnek alınası bir davranış sergiliyor; doğup büyüdüğü yerlerin iklimini, Yatağan çevresinin kültürünü yaşatıyor. Yatağan dergisi, “Denizli Yatağan Kasabası ve Çevresi Yayın Organı” olarak çıkmaktadır nice vakit. Kahramanımız, bir numune-i imtisal. Esasen herkes doğup büyüdüğü toprakların ilim adamlarını, irfanını, folklorunu, edebiyatını ve geleneklerini, dergiler ve kitaplarla gelecek nesillere ulaştırabilir. Yatağan, kılıç demektir. Ancak daha sonra koyun kırpmada kullanılan bir alet olarak da iş görmüştür. Hatta mutfakta hizmet vermiş, pense ve makas işlevini de görmüştür.
Bahsettiğim toplantıda anlatılanları hatırlamaya çalışıyorum. Hiç olmazsa birkaç satır zihnime üşüşse... Mustafa Beyin o gün anlattıklarından işte birkaç damla: “Denizli’nin Acıpayam ilçesinde Selçuklular Devleti’ne ait pek çok tarihî eser vardır. Demokrat Parti’nin meşhur isimlerinden Baha Akşit gibi meşhur bir siyaset adamı Yatağan’da yetişmiştir. Burada 16 yüzyılda yapılan kılıçlar, Topkapı Sarayı’na getirilmiştir. Bugün bu yatağanlar hâlâ sarayda sergilenmektedir.”
Mustafa Nadir Bey, çok sevdiği hemşerisi ressam yazar Gürbüz Azak büyüğümüzü kendisine ‘öncü’ olarak görmüş, onun yolundan sebatla yürümüştür. O toplantıda dedesinin Yatağan’da yaşarken bir rüya gördüğünü anlatmış ve bu rüyanın ardından dedesinin bölgeye bir medrese yaptırdığını aktarmıştı. “Dedem okumaya çok meraklıydı. İlme ve âlimlere büyük değer verirdi.” diye de devam etmişti.
O gün Gürbüz Bey de toplantıya katılmış, Yatağan, Acıpayam ve Denizli hakkında unutulmayacak bilgi ve hatıraları dinleyicilere aktarmıştı. Azak, Denizli’nin Acıpayam ilçesinde eğitimin çok yaygın olduğunu, bölgeye mahsus oyun havaları bulunduğunu, namlı pehlivanların buradan yetiştiğini anlatmıştı. Bölge insanlarından Çanakkale Harbi’ne iştirak edenlerden bir kısmının dönmediğini ve bunun büyük keder uyandırdığını, artlarından ağıtlar yakıldığını da dile getirmişti.
GÜRBÜZ AZAK KİTABI
Mustafa Nadir Bey’in hizmet defterine ve kültür karnesine yazılması gereken meziyetler çok… Onlardan biri de Denizli Acıpayam’da Gürbüz Azak Müze Evi’nin kuruluşuna önayak olmasıdır. Bu çabasını pek kimse bilmez, kendisi de zaten anlatıp durmaz. Müzeden sonra Denizli Büyükşehir Belediyesi adına Örfün Aydını Gürbüz Azak kitabını da kaleme almıştır. 
Çalışmalarına, birikimine, zarafetine ve hassasiyetlerine hayran olduğum dostlarımdan biridir Mustafa Nadir Önay. Yaşayan çınarlarımızın belge niteliği taşıyan filmlerini çekmiş, hatıralarını itinayla kaydetmiştir. Bu yolda hâlâ aşkla, şevkle çalışmaya devam etmektedir. Allah kendisinden ebediyen razı olsun. Gelecek nesillere inci mercan değerinde armağanlar bırakıyor. İnşallah bunun farkına varılır, üstün çaba takdir edilir. Bazıları vardır topluma yararlı, hayırlı hiçbir faaliyette bulunmadan sürekli olarak yıkıcı tenkitte bulunur, herkesi eleştirirler. Biz bu tipleri bir kenara bırakalım da sessiz sedasız bir şekilde güzel ülkemize çok faydalı kültür hizmetlerinde bulunanlara bakalım. Onları yürekten alkışlayalım. O mahviyetkâr ve mütevazı cengâverlerden birisi de şüphesiz Mustafa Nadir Önay’dır. 
TEK BAŞINA BİR ENSTİTÜ
Mustafa Nadir Bey’in bütün çalışmalarını bir yazıda toplamak güç. Zaten bunu başaramam. Zira böyle bir tespit, kitaplık gayreti gerekli kılar. Ama en azından ismen, hülasa olarak bilelim istiyorum bu çalışmaları. Belki kısmen duymuşuz ama çoğunu bilmeyiz. Öyleyse ömrüne sığdırdığı bu çalışmalardan bazılarını paylaşalım:
TRT ve diğer özel kuruluşlara yaptığı TV programlarından bazıları:
Yaşayan Geçmiş (Belgesel dizi- Yönetmen Yardımcısı). 
Ticaret Yolları (Belgesel Dizi-Yönetmen Yardımcısı). 
Alın terimiz Göz nurumuz (Belgesel dizi). 
Tarım (Belgesel aktüel dizi). 
GAP (Belgesel Dizi). 
GAP tv için Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan Portreler. 
Akşama Doğru (Aktüel Günlük Program -bir kaç yönetmen birlikte). 
Töremiz Dilimiz (Kültürel, aktüel 120 bölüm dizi Türk Dil ve kültür hayatı). 
Edebiyat Edebiyat (Stüdyo çalışması,150 bölüm) Türk edebiyatının özellikle Türk halk Edebiyatının önemli eserlerinin ele alındığı bir program. Sunucu Harun Yöndem.
Şanlıurfa Çarşıları -6 bölüm belgesel. 
Yumurcak (Günlük çocuk programı, 3 yıl). 
Gençlerle (Eğitim üzerine konuşmalar, belgesel). 
Yarışmalar (değişik türde). 
Heybe (30 bölüm Ulvi Alacakaptan ile stüdyo draması). 
Ozan Orhon’la (Çocuk programı, 60 bölüm), 
Sağlık (10 bölüm belgesel). 
Şehir ve İnsan (belgesel aktüel 26 bölüm, yazar yönetmen). 
Hanımeli (Günlük kadın programı). 
Vitrin (Günlük kadın programı).
Türk Denizcilik Tarihi - Prof. Dr. Halil İnalcık ve Prof. Dr. Bülent Arı danışmanlığında 8 bölüm belgesel. 
Yaylaktan Kışlağa (26 bölüm - Prof. Dr. Tuncer Baykara danışmanlığında Türk Kültür hayatı- Belgesel). 
Simalar ve Dünyalar (13 Bölüm Belgesel). 
Ziya Nur Aksun Belgeseli.
Kül Azık’tan Tarhana’ya (Tarhananın binlerce yıllık hikâyesi).
Büyük Harbin Yazıcısı-Çanakkale Harbi.
Çanakkale Fotoğrafçısı Alganer – Çanakkale Harbi
Üçtaş Atın-İstiklal Harbi.
Yatağan Belgeseli.
Acıyı Bal Eylemek (3 Bölüm belgesel). 
Meclis Başkanları (TBMM başkanlığı için 24 bölüm, her biri bir başkanı konu alan, biyografik ve dönem konulu belgesel). 
Korkuyorum (Avrupa’da çalışan ve yaşayan Türklerin endişe ve korkularını konu alan belgesel aktüel program 30 bölüm). 
Müzik programları, canlı yayınlar, değişik il, ilçe tanıtım ve belgeseli, tarım, müzik, kültür programları...
Geçmiş Zamanın Peşinde-Portreler 200 kişi çekimi devam ediyor.
Türkiye’nin önemli ilim fikir ve sanat adamları…
Birkaçı çekimden sonra vefat etti: Mehmed Niyazi, Sadettin Kaplan, Mehmet Genç, Şaban Teoman Duralı… “İnşallah Projeyi birkaç yıla kadar tamamlamak istiyoruz.” deniliyor.
Bu ömürlük faaliyetler, bu kutlu hizmetler, kadir kıymet bilenleri nasıl da heyecanlandırıyor değil mi? Aziz dostumuz, arkadaşımız, gönüldaşımız Mustafa Nadir Önay, mütevazı, çelebi gönüllü, derviş mizaçlı bir özge kişidir. Onunla arkadaş olabilme talihine eriştiğim için Allah’a şükrediyorum. Bağırıp çağırmadan, sessizce ve usulca büyük işlerde bulunmuştur. Bunları yüksünmeden yapmaya devam ediyor. Çocuklarımıza örnek gösterebileceğimiz bir mizacın sahibi… 
Mustafa Nadir Bey gönüllü kuruluşlarda hizmet etmiş, üstüne düşeni ziyadesiyle yapmıştır. Meselâ ESKADER bunlardan biridir. Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin faaliyetlerine, ödül törenlerine ve özellikle Bâbıâli Sohbetleri’ne muntazaman devam edip hatırı sayılır katkılarda bulunmuş, birçok yükü de hasbi olarak omuzlamıştır. 
UNUTULMAZ BİRKAÇ HATIRA…
Mustafa Nadir Bey’le biriktirdiğim hatıralarımız, şükürler olsun ki çoktur. Şimdilik onlardan bir kaçıyla yetinelim:
Yaklaşık on yıl önce, Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği’nin yönetim toplantısındayız. “Üstün Hizmet Ödülleri”ni belirlemeye çalışıyoruz. Çeşitli isimler gözümüzün önünden geçip gidiyor. Bir ara Mustafa Nadir Bey, “Turan Yazgan Hoca da Türk dünyasındaki hizmetleriyle bu ödülü hak ediyor.” deyiverdi. Bunu der demez, hepimiz ellerimizi destek anlamında kaldırmıştık. O sene en mühim mükâfatımızı, rahmetli Turan Hocaya, Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi’nde takdim etmiştik.
Fatih’te Ali Emiri’deyiz. Üstün İnanç ağabeyimiz için bir saygı gecesi düzenlemişiz. Programın sonunda yanılmıyorsam Harun Yöndem, “Üstün abi çok güzel zeybek oynuyor.” diyerek sevimli bir ihbarda bulununca salonda bir alkış koptu. Üstün abi sahnenin önüne çıkarken kadim dostu Gürbüz Azak Bey’i de davet etti. Gürbüz Bey’in imdadına Mustafa Nadir Bey yetişiverdi. Hemen kalkıp Üstün abiye eşlik etti. İkisi dakikalar boyunca zeybek oynadılar. Hayatımda seyrettiğim en güzel oyundu. Alkışlar ise dakikalarca sürmüştü. O günün en tatlı hatırası olan fotoğrafı da arayıp buldum, arz ediyorum. 
Kısa bir süre önce Fatih’te dostlarla hasret gidermek üzere bir araya geldik. Yaklaşık on kişiyiz. Prensip icabı tanışıldı, herkes kendisinden, çalışmalarından, faaliyetlerinden bahsetti. Dikkat ettim, o gün de en az konuşan yine kendisiydi. Yukarıda kısmen anlatmaya çalıştığım hizmetlerinden hiç bahsetmedi. Hâlbuki bizim birbirimizi yakından tanımaya ihtiyacımız var. Zira yapılacak işler pek çoktur.
Kediname kitabını yazdıktan sonra dostlarımdan ‘kedici’ olanlarla irtibatımız ziyadeleşti. Mustafa Nadir Bey’in de evinde şirin bir can dostu var. Adı Sarıkız. Birlikte verdikleri pozda, hayatlarından çok memnun oldukları görülüyor. İnanmazsanız bu karelere iyice bakın, bana hak vereceksiniz. Cenabı Allah herkese bir kedi nasip etsin. 
Mustafa Nadir Bey müstesna dost, iyi arkadaş, kâmil insan ve örnek bir Müslüman Türk münevverdir. Kendisine, ailesine ve bütün sevdiklerine güzel ömürler diliyorum. Sağlıklı, huzurlu ve hayırlı hayat niyaz ediyorum. İnşallah sizler de onunla veya mizacına benzer biriyle karşılaşır, hayatınızı zenginleştirirsiniz. İyi ki var, iyi ki aramızda bulunuyor ve şevk içre yaşıyor. Ömrüne bereket…

Kronoloji / kayıt

Kayıt
2025-08-15 02:10:13