GÖRÜŞ
Mehmet Nuri Yardım, BİR NESLİN ÖNCÜLERİ kitabını yorumladı
Milat Gazetesi 27 Ocak 2019
Mahmut Çetin yeni kitabı Bir Neslin Öncüleri’nde “İlk İmam Hatip Kuşağından Portreler”i anlatıyor. Eserde, 29 öncü şahsiyetin hayatları, hizmetleri, eserleri ve fikirleri dile getiriliyor.
Mahmut Çetin değerli bir araştırmacı yazar. Boğaz’daki Aşiret, İslam Sanatının Yeniden Teşekkülü, Aydın Yabancılaşması, Perinçek ve Aydınlık Hareketi, X İlişkiler, Dersaadet Sözlüğü, Biyografi Kitabı ve daha bir çok eserin yazarı. İstanbul’da uzun süre bulunduktan sonra memleketi Ankara’ya dönen Çetin, seçkin eserler üretmeye devam ediyor. Bunlardan benim yeni görebildiğim Bir Neslin Öncüleri, sahasında yapılmış belki de ilk çalışmalardan biri. Mahmut Çetin Biyografi.Net Yayınları arasında çıkan bu eserinde “İlk İmam Hatip Kuşağından Portreler”ini bir araya getirmiş. Büyük boy 700 sayfalık eserde, milletimizin bağrından çıkmış olan İslamî kurumları enine boyuna işliyor. Bir Neslin Öncüleri’nde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilk öncü ve aksiyoner isimlerinin önemli kısmı bir araya getirilmiş. Bu dinî kurum çatısı altında değişik zamanlarda düzenlenen Avrasya İslam Şuraları, kültür ve sosyal hizmet amacıyla tesis edilen Türkiye Diyanet Vakfı, muhteşem bir külliyat olan İslam Ansiklopedisi, İstanbul’un şu anda en zengin kütüphanelerinden birini bünyesinde barındıran İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ve 37 yıldır devam eden kitap fuarları konuşuluyor. Ayrıca İslam Şuraları, Hac Organizasyonları, Camiler ve Din Görevilleri Haftası, yapılan yayıncılık, öğrenci yurtları, 29 Mayıs Üniversitesi de ele alınıyor.
“HEP YAPICI, UYARICI VE İNŞA EDİCİ OLDULAR”
Mahmut Çetin önsözde “Bir Neslin Öncüleri”ni hazırlarken Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutacak bir çok yeni bilgiye eriştiğini, kendileriyle görüştüğü öncü kişilerin bilgilerini cömertçe paylaştıklarını ve hatıralarını naklettiklerini anlatıyor. ‘Sözlü tarih’ çalışması yapmak kolay değil. Ama Mahmut Çetin, “Diyanet, İmam Hatip Okulları, Yüksek İslam Enstitüsü, İlahiyat Fakülteleri” odaklı çalışmaların içinde olan hocalarla görüşürken onların henüz neşredilmemiş hatıralarını da bize aktarıyor. Bir Neslin Öncüleri’ni anlatan Çetin, onların yaşadıkları ızdırapları, görev yaptıkları sırada içinde bulundukları zor şartları açık ve net bir şekilde tespit ediyor ve bunları okuyucuyla paylaşıyor. Bu neslin, bürokraside karşılaştığı sıkıntıları anlatırken bir bölümünü tanıttığı “Bir Neslin Öncüleri”ne çok şey borçlu olduğumuzu söylüyor ve şöyle diyor: “Onlar görevleri sırasında geçmiş hataların öfkesini taşımamıştır. Ülkenin huzuru için, birlik ve beraberliği için çalışmışlardır. Enerjilerini hep ülkenin iyiliği için harcarlar. Onlar Tevhid’in aydınlığıyla hep yapıcı, uyarıcı ve inşa edici olmuşlardır. Bir Neslin Öncüleri, bu milletin kadim kültür ve medeniyet genlerini tahrip edenlerin oyununa gelmemiştir.”
BU ÖNCÜLERİ TANIMAK GEREK
Mahmut Çetin’in Bir Neslin Öncüleri kitabında hayatları, fikirleri, eserleri, mücadeleleri, hizmetleri ve ideallerinin anlatıldığı toplam 29 şahsiyet var. Kitapta yer alan sıraya göre isimleri şöyle: Tayyar Altıkulaç, Hüseyin Albayrak, Hüseyin Aydın, Halis Ayhan, Niyazi Baloğlu, Ahmet Baltacı, Ali Şakir Ergin, Halit Güler, Kemal Güran, Ahmet Gürtaş, Yasin Hatiboğlu, Halil Hayıt, Avni İlhan, Hayreddin Karaman, Mehmet Kervancı, Hamdi Mert, Şevki Özkan, Şükrü Öztürk, Selahattin Parladır, Mehmet Ali Sarı, Rıza Selimbaşloğlu, Mehmet Solmaz, Bekir Topaloğlu, Sami Uslu, Ahmet Uzunoğlu, Mustafa Uzunpostalcı, Yakup Üstün, Mustafa Saim Yeprem ve İrfan Yücel. Kaynaklar ve dizin ile sona eren kitap, orijinal fotoğraflarla destekleniyor.
Bir kısmı ebedî âleme göçmüş olan bu öncü şahsiyetlerle yapılan görüşmelerde, Türkiye’nin yakın tarihinde devlet-din ilişkileri, cemaat, tarikat ve diyanet arasındaki münasebetler, İmam Hatip Okulları etrafında yetişen öncü şahsiyetlerin gerçekleştirdikleri hizmetler, yaptıkları faaliyetler ilgi çekici bir üslup ile anlatılıyor. Yazarımız tarafsız bir şekilde, devletin muhtelif kurumlarında önemli görevler üstlenmiş olan bu şahsiyetleri anlatırken hadiseleri olduğu gibi aktarıyor, yeri geldiğinde kendi yorumunu da katıyor.
OKU MECMUASI ETRAFINDA BULUŞANLAR
Mahmut Çetin, öncülerin içinde bulundukları faaliyetleri anlatırken yayımladıkları mecmuaları, kurdukları yayınevlerini, yazdıkları gazeteleri de özlü biçimde sunuyor. Meselâ Halit Güler ile yaptığı görüşme bizi Konya’da başlayan ilk heyecanlı hareketlere, Türkiye İmam Hatip Okulları Derneği’ne ve bir avuç gönüllünün (Ki aralarında Halit Güler, Hayrettin Karaman, Mustafa Uzupostalcı, Mustafa Ateş, Ahmet Baltacı ve Mehmet Doğru da var) kurdukları ve büyük bir sebat ile 19 yıl boyunca neşriyatını sürdürdükleri İslam’ın İlk Emri Oku mecmuası da bulunuyor. Bir taraftan dinî hizmetlerini, üstlendikleri ağır görevleri yerine getirirken öte yandan kültürel hizmetleriyle dikkat çeken bir nesildir bu. Meselâ Halit Güler, Mehmet Doğru ve Mustafa Pektut’un kurdukları İrfan Yayınları’ndan bahsediliyor. Bilhassa 1970’li yıllarda bir anda parlayan İslamî yayıncılık üzerinde etraflıca durulur. Beyazıt’taki Beyaz Saray Kitapçılar Çarşısı, Sahaflar Çarşısı, Küllük, Marmara Kıraathanesi ile kurulan cemiyet, dernek ve vakıfların irfan dünyamıza katkıları etraflıca dile geliyor. Aynı dönem içinde İmam Hatip Okulları büyük bir gelişme gösterirken, halkımızın Kur’an Kurslarına da ilgisi gözle görülür biçimdedir.
MİLLET, 1960 DARBESİNİ HİÇ UNUTMADI
Türkiye’de 1960’da gerçekleştirilen ilk kanlı darbenin halkın üzerindeki etkisi sarsıcı olmuştur. Milletin sevgili Başvekili Adnan Menderes ve iki çalışma arkadaşı Polatkan ve Zorlu şehit edilmiştir. Menderes’e, Ezan-ı Muhammedî’yi aslına çevirmenin bedeli ödetilmiştir. Halkın tepkisi hemen olmaz ama bu haksızlıklara karşı ilim, irfan hayatı canlandırılarak cevap verilmiştir. İnsanımız öfkesini içinde saklar ve bütün darbecilere olan tavrını bugüne kadar yüreğinde taşır. 15 Temmuz 2016’da son kirli ve alçak FETÖ darbe teşebbüsüne karşı 81 milyon insanımızın ayağa kalkması ve Batı tezgâhlı müdahaleye Osmanlı tokadı atması, işte bu birikimin sonucu ve hıncın ifadesiydi. 60’tan sonra bazı kişiler siyaset yoluyla millete hizmet etmeyi düşünürken büyük bir kesim ise yayıncılık yoluyla, ilim hayatımızı, irfan ve medeniyetimizi yeniden ihya etmeyi gaye edindiler. Bu mefkureci şahsiyetlere göre yapılması gereken en önemli iş, vatanına, milletine, dinine bağlı şuurlu nesiller yetiştirmektir. Bu yolda ciddi faaliyetler başlar. Sivil toplum kuruluşları peşpeşe kurulur. Halkı, bilhassa gençliği eğitmek, ideal sahibi bu neslin temel şiarı ve biricik hedefidir.
1970’TEN SONRA PATLAMA YAŞANIR
İnsanımız dinini tam bilmemektedir. Bunun sıkıntısı çekilmektedir. Dolayısıyla 1970 yılından sonra yayıncılıkta âdeta bir patlama yaşanır. Ardarda açılan İslamî yayınevlerinin neşrettiği kitaplar, dört bir koldan Anadolu’ya ulaşır. Halkımız, çölde susuz kalmış yolcular gibi bu İslamî eserleri alır, okur ve düşünmeye başlar; kaybettiği değerlerin peşine düşer. Dönemin mektep dergileri olan ve nesiller yetiştiren Büyük Doğu, Serdengeçti, Hareket ve Oku mecmuaları büyük okuyucu kitlelerine ulaşır. İmanlı ve aksiyoner bir gençlik yetişmektedir. MTTB’de başta Necip Fazıl olmak üzere mütefekkir ve yazarların verdikleri konferanslar, onbinlerce kişi tarafından takip edilmektedir. Hatipler İstanbul’un dışında Anadolu’yu karış karış gezerler. Dinî cemaatler ve tasavvuf kolları, milletimizi irşat etmek için büyük bir gayretin içine girmişlerdir. Daha önce kapatılan camiler açılmakta, mabetler dolup taşmaktadır. “Mabetsiz semtler” azalmakta, Ramazan aylarında, bayram günlerinde ve mübarek gecelerde bütün camiler hınca hınç dolmaktadır. İşte bütün bu güzelliklerin yaşanmasında Bir Neslin Öncüleri’nin de rolü büyüktür. Bu öncüler, İlahiyat fakültelerinde hoca olmuş, Diyanet’te müftülüklere getirilmiş, yönetici yapılmışlardır. Dolayısıyla üstlerine düşen görevi hakkıyla yerine getirmişlerdir. İki darbe arası olan 1960-1980 dönemi, en sancılı devredir ama gerçek arayışların da görüldüğü ve huzur ortamına doğru gidildiği bir devirdir aynı zamanda. 1980 sonrasında dindarlar üzerinde başlayan baskı, sivil, dindar ve demokrat Turgut Özal sayesinde hafifler.
Bugün Türkiye’de İslamî hayat tam manasıyla yaşanabiliyorsa, daha önce yıkılmış camiler yeniden ihya edilebiliyorsa, tesettürlü genç kızlarımız huzur içinde okuyabiliyorsa, dindar insanlarımız kültürde, sanatta, edebiyatta, müzikte, yayıncılıkta, medyada, sinema ve tiyatroda etkili olabiliyorsa bütün bu güzel gelişmelerde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve kadrosunun son 16 yıldaki başarılı ve istikrarlı hizmetleri kadar adı geçen ve geçmeyen ‘öncü’lerin cansiperane duruşlarınının da payı vardır. Bugün bu âbide şahsiyetler, bu hizmet erbabı âlimler ve din adamlarımız, müspet gelişmeleri gördükçe şükretmekte ve “Elhamdülillah, emeklerimiz boşa gitmedi. Türkiye’yi başarıyla idare eden, İslam ve Türk dünyasına sahip çıkan, yeryüzündeki mazlumları koruyan idarecilerimiz var.” demektedirler. Bir nesli yoğuran büyüklerimizin vefat edenlerine Allah’tan rahmet, yaşayanlarına sağlıklı ve bereketli ömürler diliyorum. Bir Neslin Öncüleri eseriyle vefa duygusunu hepimize yaşatan ve bu öncü nesle manen borçlu olduğumuzu hatırlatan aziz dostum Mahmut Çetin’e teşekkür ediyorum. Eline, yüreğine, kalemine, gönlüne sağlık, ömrüne bereket...

Kronoloji / kayıt

Kayıt
2025-08-15 03:52:38