Ağrı Valisi Sayın Önder Bozkurt’un göreve başlamasının ardından kamu kurumlarına verdiği “çalışın, üretin, planlayın” talimatının en somut karşılık bulduğu alanlardan biri hiç şüphesiz tarım oldu. Çünkü tarım, Ağrı’nın yalnızca geçim kaynağı değil; doğru planlandığında kalkınma motoru olabilecek stratejik bir sektördür.
Vali Bozkurt’un talimatıyla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, tarıma dayalı sivil toplum kuruluşları ve Vali Yardımcısı başkanlığında hazırlanan eylem planı ve yol haritası, 2026-2027 yıllarını kapsayan iki yıllık bir perspektif ortaya koyuyor. Bu planın en dikkat çekici başlıklarından biri ise arıcılık.
Ağrı’nın geven balı, coğrafi işaret tescili almış, marka değeri taşıyan ve birçok fuarda ilin tanıtımına katkı sunan önemli bir ürün. Ancak bir gerçeği kabul etmek gerekiyor: Tanıtım, yalnızca tescille bitmiyor.
Bu yıl gerçekleştirilen Bal Festivali, her ne kadar çeşitli polemiklerle anılmış olsa da, Ağrı balının görünürlüğü açısından bir fırsattı. Ancak artık klasik protokol konuşmalarıyla başlayıp arıcı stantlarının gezilmesiyle sona eren organizasyon anlayışını aşmak gerekiyor.
Bal Festivali;
gerçek anlamda halka dokunan bir festivale dönüşmeli.
Sayın Vali’nin vizyonuna uygun şekilde, geçmiş alışkanlıklar bir kenara bırakılırsa, Bal Festivali yalnızca bir etkinlik değil, bir ekonomik tanıtım hamlesine dönüşebilir.
Eylem planında yer alan hedeflerden biri de mevcut yaklaşık 27 bin kovan sayısının 40 bine çıkarılması. Rakam güzel. Hedef iddialı. Ancak asıl soru şu:
Bu artış mevcut arıcıların kovanlarını büyütmesiyle mi sağlanacak?
Yoksa yeni arıcılar mı sisteme kazandırılacak?
Burada çok kritik bir eşik var.
Sadece mevcut arıcıların kovanlarının desteklenmesi, kısa vadede üretimi artırabilir. Ancak uzun vadede sürdürülebilir kalkınma için yeterli olmayabilir. Kamu kaynaklarının yalnızca mevcut üreticilere yönlendirilmesi, yeni girişimcilerin önünü açmadan arıcılığı yaygınlaştıramaz.
Bir diğer önemli husus ise sosyal yardımlaşma boyutu.
Arıcılık kurslarına katılan bazı vatandaşların sosyal yardımlarının kesileceği endişesi, kurslara katılımı azaltabilir. Bu bir öngörü değil, sahada karşılığı olan bir çekince.
Bu nedenle arıcılık teşvikleri tasarlanırken;
Arıcılıkta asıl mesele, kovan dağıtmak değil; üretim kültürü oluşturmak.
“Balık vermektense balık tutmayı öğretmek” sözü tam da burada anlam kazanıyor. Eğer amaç yalnızca rakam artırmaksa, 40 bin kovana ulaşmak mümkün olabilir. Ancak amaç;
ise o zaman iş sadece kovan sayısıyla çözülmez.
Ağrı’nın coğrafi yapısı, bitki florası ve özellikle geven varlığı düşünüldüğünde arıcılık, hayvancılıkla birlikte ilin en stratejik alanlarından biri olabilir.
Ancak bu süreç;
bir şekilde yürütülmelidir.
Eğer 2026-2027 eylem planı sahada gerçekten uygulanır, Bal Festivali vizyoner bir organizasyona dönüşür ve arıcılık destekleri doğru hedef kitleye ulaşırsa, Ağrı yalnızca “balı olan şehir” değil, “balıyla kalkınan şehir” olabilir.
Biz medya olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
Şimdi mesele; vizyonu sahaya indirmek.
Haber Kaynağı: Ağrı'nın Haber Merkezi | Ajans04.Net Ağrı Haberleri
Kaptan kovandan bal çalıyorlar.
Meczubun dediği gibi bal tutan parmağını yalar. Damlaya damlaya kereste.
Bugün günlerden hıngıv....
Bal meselesi önemli ama balcılar birliği başkanının görevlerine basvursaydiniz daha faydalı olurdu. İşi uzmanından öğrenmek lazım.
Haziruna sual etmek vazifeyi şayandır: her kim ne usulla ne vakit nerede bal yapıp kovanlayip petekleri satıp iasesini kazana helal midir cünüp iken arı otlata?