18 Nisan 2026, Cumartesi
Devlet affetti, çayçı salmıyor. - Hüseyin Arslan | Ajans04
Hüseyin Arslan

Hüseyin Arslan

📖 7 yazı 👁️ 35,505 toplam okunma

Devlet affetti, çayçı salmıyor.

Eskiler anlatır, Ağrı’da vaktin birinde bir hemşehrimiz, küçük bir kabahat yüzünden kendini hâkim karşısında bulmuş. Hâkim bey bakmış, adamın hali hal, niyeti halis; vurmuş tokmağı masaya: “Beraat!”

Eskiler anlatır, Ağrı’da vaktin birinde bir hemşehrimiz, küçük bir kabahat yüzünden kendini hâkim karşısında bulmuş. Hâkim bey bakmış, adamın hali hal, niyeti halis; vurmuş tokmağı masaya: “Beraat!”

Vatandaş sevinçten uçarak koridora çıkmış. Tam o sırada adliyenin meşhur çaycısıyla burun buruna gelmiş. Bizimki heyecanla müjdeyi vermiş: “Gözün aydın çaycı, hâkim beni bıraktı, beraat aldım!”

Çaycı tepsideki bardakları şöyle bir tıngırdatmış, kaşlarını çatıp adamın yolunu kesmiş: “Olmaz öyle şey! Ben kabul etmiyorum. Sen beraat alamazsın, geri dön!”

Vatandaş bakmış çaycıdan kurtuluş yok, başlamış koridorda feryada:

“Ey millet! Duyun sesimi! Devlet beni affetti, ama bizim çayçı beni affetmiyor!”


Bugünün “çaycısı”: Ağrı Defterdarlığı

Yıllar geçti, o çaycı belki emekli oldu. Ama zihniyeti bugün başka bir yerde yaşıyor.

Bugün Ağrı’da vatandaşın en çok şikâyet ettiği konulardan biri, vergi tahsilatındaki sert ve katı uygulamalar.

Türkiye’nin ekonomik olarak en zor illerinden birinde yaşayan insanlar; ya tarım sezonunu bekliyor ya da krediyle ayakta durmaya çalışıyor. Devlet ise zaman zaman yapılandırma, af ve kolaylık getirerek vatandaşına nefes aldırmaya çalışıyor.

Ama sahada tablo farklı.


Kanun var, ama yorum yok

6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, devlete geniş yetkiler veriyor.

Ama aynı zamanda bir şey daha söylüyor:

Hakkaniyet.

Bugün Ağrı’da ise vatandaşın karşısına çıkan tablo şu:

• Kapıya gelen tebligatlar

• Art arda açılan icra dosyaları

• Nefes aldırmayan tahsilat süreci

Kanun cebri icra yolunu açıyor, doğru.

Ama bu yolun nasıl kullanılacağı da bir irade meselesi.


“İhtiyati haciz” mi, acele tahsilat mı?

Henüz vadesi gelmemiş ya da yapılandırma sürecinde olan borçlara karşı bile hızlı hamleler yapılması, vatandaşın en çok tepki gösterdiği konuların başında geliyor.

“Yangından mal kaçırır gibi” yürütülen işlemler, ekonomik olarak zaten zor durumda olan esnafı ve çiftçiyi daha da köşeye sıkıştırıyor.


Kraldan çok kralcı olmak

Anayasa’nın 2. maddesi açık:

Türkiye bir sosyal devlettir.

Yani devlet sadece tahsil eden değil, aynı zamanda koruyan, anlayan ve yol gösteren olmak zorundadır.

Ama bugün Ağrı’da vatandaşın söylediği şey çok net:

“Ankara’daki kanun bizi anlıyor ama Ağrı’daki uygulama anlamıyor.”

Devlet “yapılandırma” derken,

sahada “icra” konuşuluyorsa,

orada bir denge sorunu vardır.


Aynı hikâye, farklı dönem

Dün adliye koridorunda çaycı vardı,

bugün bürokraside farklı bir anlayış.

Ama vatandaşın cümlesi değişmedi:

“Devlet affetti, çayçı salmıyor.”




Devletin büyüklüğü, ne kadar tahsilat yaptığıyla değil;

vatandaşına ne kadar nefes aldırdığıyla ölçülür.

Ağrı’da artık şu sorunun cevabı aranıyor:

Bu şehirde bürokrasi, vatandaşın yanında mı, karşısında mı?

Ve belki de asıl soru şu:

Ağrı’nın artık bu “çaycı mantığı” bürokrasiden temizlenmesinin vakti gelmedi mi?

💬 Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!