Ağrı’da bazı görüntüler vardır ki insan bakınca sadece o anı değil, şehrin yıllardır çözülemeyen alışkanlıklarını da görür. Sosyal medyaya düşen zabıta-esnaf tartışması da tam olarak böyle bir görüntüydü. Ağrı Belediyesi zabıta ekipleri sabah saatlerinde kaldırım işgallerine yönelik denetime çıkıyor, kaldırımlara ürün koyarak yayaların geçişini zorlaştıran esnafları uyarıyor. Buraya kadar her şey normal. Hatta geç kalınmış ama doğru bir uygulama. Fakat asıl tuhaflık bundan sonra başlıyor. Kaldırımı işgal eden bazı esnaflar, sanki haksız olan kendileri değilmiş gibi zabıtayla tartışmaya giriyor.
Oysa mesele çok açık. Kaldırım esnafın deposu değildir. Kaldırım vitrinin devamı değildir. Kaldırım ürün sergileme alanı değildir. Kaldırım yayaya aittir. Yaşlıya, çocuğa, engelli vatandaşa, bebek arabasıyla yürüyen anneye, okula giden öğrenciye, alışveriş yapan vatandaşa aittir. Bir şehirde kaldırım işgal ediliyorsa, orada yalnızca görüntü kirliliği oluşmaz; aynı zamanda kamusal alan gasp edilir. Ağrı’da yıllardır en büyük sorunlardan biri de tam olarak budur. Herkes kendi dükkânının önünü kendine ait zanneder. Bir adım, iki adım, üç adım derken kaldırımlar kapanır, vatandaş yola iner, trafikle iç içe yürümek zorunda kalır.
KALDIRIM ESNAFIN DEĞİL, VATANDAŞINDIR
Ağrı şehir merkezinde özellikle Doç. Dr. Yaşar Eryılmaz Caddesi ve benzeri yoğun noktalarda bu manzara artık sıradanlaşmış durumda. Kimi esnaf ürününü kaldırıma dizer, kimi tabela çıkarır, kimi sepet koyar, kimi geçiş alanını tamamen daraltır. Sonra vatandaş yürüyemediğinde, engelli birey geçemediğinde, yaşlı insanlar araç yoluna inmek zorunda kaldığında kimse sorumluluk almak istemez. Fakat zabıta gelip “Burayı boşaltın” dediğinde bir anda herkes haklı kesilir.
Şehrin düzeni sadece belediyenin asfalt dökmesiyle, park yapmasıyla, çöp toplamasıyla sağlanmaz. Şehrin düzeni aynı zamanda kurala uymakla sağlanır. Esnaf ticaretini yapacak, vatandaş da kaldırımda rahatça yürüyecek. Bunun adı kavga değil, şehir hayatının en temel kuralıdır. Bugün gelişmiş şehirlerde bir işletmenin kaldırıma ne kadar taşabileceği, nerede duracağı, neyi sergileyebileceği bellidir. Ağrı’da da bunun artık netleşmesi gerekiyor. “Ben yıllardır böyle yapıyorum” anlayışıyla şehir yönetilemez. “Herkes koyuyor, ben de koyuyorum” mantığıyla kent kültürü oluşmaz.
Zabıta ekiplerinin bu konuda sahaya çıkması doğrudur. Hatta bu denetimler sadece bir günlük görüntü olmamalı, düzenli ve kararlı şekilde devam etmelidir. Çünkü Ağrı’da sorun çoğu zaman denetimin yapılmaması değil, denetimin sürdürülememesidir. Bir gün uygulama yapılır, ertesi gün eski düzen geri gelir. Esnaf uyarılır, birkaç saat sonra ürünler yeniden kaldırıma çıkar. Böyle olunca da vatandaş “Nasıl olsa değişen bir şey yok” demeye başlar. Belediyenin bu noktada kararlı olması gerekir. Uyarı yapılacaksa yapılmalı, süre verilecekse verilmeli, uyarıya rağmen işgal devam ediyorsa cezai işlem uygulanmalıdır.
ESNAF DA ŞEHRİN DÜZENİNE SAHİP ÇIKMALI
Burada esnafı topyekûn suçlamak da doğru olmaz. Ağrı’da işini düzgün yapan, kaldırımı kapatmayan, vatandaşın geçişine saygı gösteren çok sayıda esnaf var. Ancak birkaç kişinin yaptığı yanlış, bütün çarşının görüntüsünü bozuyor. Esnafın da kendi içinde bu konuda bir hassasiyet geliştirmesi gerekiyor. Çünkü düzenli bir cadde, temiz bir kaldırım, rahat yürünebilen bir şehir merkezi aslında en çok esnafa kazandırır. Vatandaş yürüyemediği, rahat gezemediği, dükkân önlerinden geçerken sıkıştığı bir çarşıda huzur bulmaz. Huzur bulmadığı yerde de alışveriş yapmak istemez.
Ağrı’nın artık bu küçük gibi görünen ama şehrin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen meseleleri ciddiye alması gerekiyor. Kaldırım işgali basit bir zabıta uygulaması değildir; bu mesele şehir kültürü meselesidir. Kamusal alanı kim nasıl kullanacak, vatandaş nereden yürüyecek, engelli birey nasıl geçecek, çocuklar hangi güvenli alandan ilerleyecek? Bunların hepsi şehir olmanın temel sorularıdır.
Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde asıl şaşırtıcı olan zabıtanın denetim yapması değil, bazı esnafların bu denetime tepki göstermesidir. Çünkü ortada savunulacak bir haksızlık yok. Kaldırımı işgal edeceksin, vatandaşın geçişini zorlaştıracaksın, sonra da gelip seni uyaran görevliyle tartışacaksın. Bu kabul edilebilir bir tavır değildir. Zabıta ekipleri görevini yaparken esnafın da bu göreve saygı göstermesi gerekir.
Ağrı Belediyesi bu konuda geri adım atmamalı. Kaldırımlar yayalara bırakılmalı, şehir merkezi nefes almalı, esnaf da kurallara uymalıdır. Ağrı’nın caddeleri birkaç işletmenin keyfine göre değil, bütün vatandaşların hakkına göre düzenlenmelidir. Çünkü şehir dediğimiz yer, en çok da ortak alanlara gösterilen saygıyla şehir olur.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!