Bir şehrin neden gelişemediğini, neden çevresindeki il ve ilçelerin gerisinde kaldığını merak edenler varsa, cevabı çok uzaklarda aramalarına gerek yok. Aynaya bakmaları yeterlidir.


Belediye ekipleri gelir, yol yapar. Kısa süre sonra yolun kenarı çöple dolar.


Belediye ağaç diker, yeşillendirme çalışmaları yapar. Daha birkaç ay geçmeden o ağaçların dalları kırılır, gövdeleri zarar görür.


Temizlik ekipleri gece gündüz çalışır, sokakları temizler. Ama bazı vatandaşlar çöp kutusunun içine atması gereken çöpü birkaç adım ötesine, kaldırıma, yol kenarına veya boş bir arsaya bırakır.


Su hizmeti verilir. Ancak bazıları suyu bir nimet olarak görmek yerine sınırsız bir kaynak sanır. Saatsiz, kontrolsüz ve sorumsuzca kullanır. Musluklar saatlerce açık bırakılır, tonlarca su boşa akar.


Şimdi soruyorum; böylesine bir anlayışın hakim olduğu yerde nasıl bir kalkınma bekleyebiliriz?


Bir ağacın kime ne zararı olabilir? Dinimizde ağacın, yeşilliğin ve doğanın korunmasına dair sayısız öğüt ve hadis varken, dikilen fidanlara zarar vermek hangi vicdana sığar?


Daha da vahimi var. Köyden hayvan gübresini traktöre yükleyip ilçe merkezine getirerek boşaltanlar oluyor. Şehrin ortasını adeta bir köy ahırına çevirmeye çalışan bu anlayış hangi mantığın ürünüdür? Bu davranış sadece çevreyi kirletmek değil, aynı zamanda yaşadığı yere saygısızlıktır.


Birçok noktaya vatandaşlar dinlensin diye banklar konuluyor. Üstelik bazıları yerinden sökülmesin diye zemine sabitleniyor. Buna rağmen o bankları söküp götürmeye çalışanlar çıkıyor. Kamu malını kendi malı gibi gören bu zihniyetle bir şehir nasıl ilerleyebilir?


Patnos’un asıl sorunu bütçe eksikliği değil, bina eksikliği değil, hizmet eksikliği de değil. Patnos’un en büyük sorunu, bazı insanların yaşadığı yere sahip çıkmamasıdır.


Şehirler sadece belediyeler tarafından geliştirilmez. Şehirleri asıl geliştiren, o şehirde yaşayan insanların ortak sorumluluk bilincidir. Temiz bir sokak, korunmuş bir ağaç, sahip çıkılmış bir park ve kamu malına gösterilen saygı; kalkınmanın temel taşlarıdır.


Bugün çevremizde hızla gelişen ilçelere baktığımızda, onların sadece daha fazla yatırım aldığı için değil, aynı zamanda vatandaşlarının yaşadıkları yere daha fazla sahip çıktıkları için ilerlediğini görüyoruz.


Eğer Patnos’un gelişmesini istiyorsak önce zihniyetimizi değiştirmeliyiz. Çöpü yere atan el, ağacı kıran el, kamu malına zarar veren el değişmedikçe; yapılan hizmetlerin kalıcı olması mümkün değildir.


Bir şehrin kaderini sadece yöneticiler değil, o şehirde yaşayan insanlar da belirler.


Patnos’un geleceği için önce yolları değil, düşünceleri düzeltmemiz gerekiyor.