Yaprak Düşer, Sabır Düşer: Sonbaharın Masumluğunu Çöp Sanmak
Her yıl aynı mevsim gelir; rüzgâr serinler, hava kokusunu değiştirir, ağaçlar sessizce sarıya, kızıla, kahverengiye boyanır. Eylül’ün o yumuşak sızısı sokaklara yayılır. Ancak ne yazık ki… Sonbahar gelir gelmez bizde de bir sabırsızlık baş gösterir. Dökülen yapraklar, sanki doğanın bir mucizesi değilmiş de, “belediyenin ayıbıymış” gibi görülür.
Son yıllarda ne zaman bir ağacın altında birkaç yaprak birikse, hemen yakınlarda biri başını çevirip aynı cümleyi kuruyor:
“Belediye çalışmıyor, her yer çöp!”
Çöp mü?
Gerçekten mi?
Ağacın yüzlerce yıldır yaptığı en doğal şey, yani yaprağını bırakması, nasıl oldu da bir anda “çöp” kategorisine girdi? Ne ara sonbaharın güzelliğine bu kadar tahammülsüz olduk? Dökülen yaprakların, toprağa besin olarak dönen, mevsimin ruhunu taşıyan, şehrin estetiğini zenginleştiren birer doğal döngü parçası olduğunu ne zaman unuttuk?
İnsan bazen düşünüyor:
Biz gerçekten doğayı mı seviyoruz, yoksa Instagram’da fotoğraf verince mi hoşumuza gidiyor?
Bir ağacın yaprağı dökülür; çünkü ömrünün bir dönemini tamamlar. Bu döngü sayesinde baharda yeniden filiz verir, yeniden yeşerir. Ama biz bu döngünün en masum aşamasına bile tahammül edemez hâle gelmişiz.
Sanki sokakların temizliği sadece yerlerin parlamasından ibaretmiş gibi…
Sanki tertip düzen dediğimiz şey biraz da “doğanın düzeni” değilmiş gibi…
Bir yaprak düşer, rüzgâr savurur, kaldırıma konar. Çocukluğumuzda üzerinden zıplayıp sesini sevdiğimiz o yaprak, şimdi bize rahatsızlık veren bir görüntüye dönüşür. Ne acı… Çünkü mesele yaprak değil. Mesele bakış açımız. Doğal olana duyduğumuz tahammülsüzlük.
Kışın kar düşünce fotoğraf çekeriz, yazın çiçek açınca hayran oluruz. Ama sıra sonbaharın dökülen yapraklarına geldi mi, hemen suçlu ararız:
Belediye.
Temizlik işçileri.
Ağaçlar (!)
Hatta rüzgâr…
Oysa belki de durup kendimize şunu sormalıyız:
Bu kadar doğal olana öfkelenen biz ne ara bu kadar yapaylaştık?
Belki de sorun yapraklar değil; biz artık güzelliği göremiyoruz. Çünkü doğayla bağımız inceldi, şehirleşme hızlandı, hayatlarımız hızlandı, sabırlarımız kısaldı. En masum sahne bile rahatsızlık vermeye başladı.
Oysa yaprak dediğin…
Toprağa döner, kokusuyla sonbaharı getirir, çürümez; dönüşür.
Bizim “çöp” dediğimiz şey, doğanın kendini yenileme biçimidir.
Ve kim bilir… Belki de bu şehirlerde en çok ihtiyacımız olan şey,
çöp sandığımız o yapraklara biraz daha saygı duymaktır.
Sonbaharı şikâyetle değil, biraz farkındalıkla karşılasak… Belki hem ruhumuz huzur bulur, hem de doğanın aslında bize hiçbir borcu olmadığını hatırlarız.
Çünkü gerçek olan şu:
Ağaçlar çalışıyor. Doğa çalışıyor. Dönüşüyor.
Asıl hata, bunu göremeyen gözlerde.
💬 Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!