24 Nisan 2026, Cuma
Hatay’dan Ağrı’ya Uzanan Vefa - Nihat Aydın | Ajans04
Nihat Aydın

Nihat Aydın

📖 10 yazı 👁️ 124,182 toplam okunma

Hatay’dan Ağrı’ya Uzanan Vefa

Bazı ziyaretler vardır, protokol takvimine yazılır geçer. Bir fotoğraf verilir, birkaç cümle kurulur ve unutulur.

Bazı ziyaretler vardır, protokol takvimine yazılır geçer. Bir fotoğraf verilir, birkaç cümle kurulur ve unutulur. Bazı ziyaretler ise insanın zihninde yalnızca resmi bir buluşma olarak kalmaz. İçinde memleket, aidiyet, emek, vefa ve samimiyet taşır. Ağrı Valisi Sayın Önder Bozkurt’un, Hatay’ın Yayladağı ilçesi Yayıkdamlar Mahallesi Muhtarı Cemal Kına ve ihtiyar heyetini makamında ağırlaması tam da böyle bir ziyaretti.

İlk bakışta sade bir “hayırlı olsun” ziyareti gibi görülebilir. Oysa mesele bundan ibaret değil. Bu ziyaretin arkasında çok daha derin bir anlam var. Çünkü Sayın Vali Önder Bozkurt, sadece bugün Ağrı’nın valisi olan bir bürokrat değil. Aynı zamanda Hatay’ın Yayladağı ilçesinde doğmuş, ilk, orta ve lise öğrenimini orada tamamlamış, memleketinden çıkıp devlet kademelerinde yükselmiş bir isim. İnsan doğduğu yere bazen yıllarca gidemez, bazen mesafeler büyür, bazen hayat başka sorumluluklar yükler. Fakat bazı bağlar vardır ki zamanla zayıflamaz. Bu ziyaret, işte o bağın hâlâ diri olduğunu gösterdi.

Önder Bozkurt’un Hatay’la ilişkisi, yalnızca nüfus cüzdanındaki doğum yeri bilgisinden ibaret değil. Özellikle AFAD Başkan Yardımcılığı döneminde, Türkiye’nin en zor sınavlarından biri olan deprem sürecinde, Hatay başta olmak üzere afet bölgesinde verilen mücadelenin önemli isimlerinden biri oldu. O günler, makamın değil sorumluluğun öne çıktığı günlerdi. Sahada olmak, yük almak, karar vermek, koşturmak kolay değildi. Hele ki doğduğunuz, büyüdüğünüz, insanını tanıdığınız bir şehir yıkım yaşamışsa, yapılan görev yalnızca idari bir görev olmaktan çıkar; vicdani bir sorumluluğa dönüşür.

Belki de bu yüzden Yayladağı’ndan Ağrı’ya uzanan bu ziyaret sıradan değildir. Çünkü buraya gelenler, büyük iş insanları değildi. Bürokratik hesaplar yapan, geleceğe yatırım peşinde koşan kalabalıklar da değildi. Bir mahallenin muhtarı ve ihtiyar heyetiydi. Mütevazı insanlar, gösterişsiz insanlar, içlerinden geldiği için yola çıkan insanlar… Yaklaşık 920 kilometrelik yolu göze alıp Ağrı’ya gelmeleri, sadece bir makam ziyareti olarak okunamaz. Bu, açık biçimde bir vefa örneğidir.

Bugünün Türkiye’sinde insanlar çoğu zaman ilişkileri çıkar üzerinden okumaya alıştı. Kim kimi neden ziyaret etti, kim kiminle neden yakın durdu, yarın bundan nasıl bir fayda doğar… Sorular genellikle bu eksende soruluyor. Oysa bu kez tablo farklıydı. Burada hesap değil his vardı. Menfaat değil memleket duygusu vardı. Bir hemşehrilik bağı vardı. Bir yerde doğmuş, o toprakların ekmeğini yemiş, suyunu içmiş, sonra devletin önemli kademelerinde görev almış bir isme, doğduğu yerden gelen insanların “Biz seni unutmadık” demesiydi bu.

Aslında ziyareti kıymetli kılan şeylerden biri de tam olarak buydu. Yayladağı, nüfus bakımından çok büyük bir ilçe değil. Ağrı’nın bazı ilçeleriyle kıyaslanabilecek ölçekte bir yerleşim. Oradan çıkan bir ismin bugün Ağrı Valiliği makamında bulunması elbette hemşehrileri için de ayrı bir gurur vesilesi. Fakat bu gururun yol açtığı davranış, övgüye değer bir olgunluk taşıyor. İnsanların kalkıp Türkiye’nin bir ucundan diğer ucuna, ciddi bir yol ve masrafı göze alarak bu ziyareti gerçekleştirmesi, hâlâ samimi bağların yaşadığını gösteriyor.

Sayın Vali Önder Bozkurt’un bu ziyarette misafirleriyle yakından ilgilenmesi ve duyduğu memnuniyeti dile getirmesi de elbette önemlidir. Çünkü devlet ciddiyeti ile insani sıcaklığı aynı anda taşıyabilmek her yöneticiye nasip olmuyor. Makam odaları bazen mesafe üretir. Bazen insanı halktan, geçmişinden, kendi hikâyesinden uzaklaştırır. Ama bazı isimler vardır ki oturdukları koltuk, onların karakterini değiştirmez. Tam tersine karakterleri, o koltuğa ayrı bir anlam kazandırır. Önder Bozkurt’un kamuoyunda bıraktığı izlenim tam da bu yönde şekilleniyor.

Ağrı’da göreve başladığı günden bu yana, gerek duruşu gerek iletişimi gerekse kriz ve saha yönetimindeki yaklaşımıyla dikkat çeken bir isimden söz ediyoruz. Bu nedenle Hatay’dan gelen bu ziyaret heyeti, sadece bir hemşehri buluşmasını değil, aynı zamanda bir insanın memleketinde nasıl iz bıraktığını da gösteriyor. İnsan bazen en çok, arkasından gelen sessiz ama içten adımlarla anlaşılır. Bu ziyaret, Sayın Vali’nin kendi memleketinde nasıl bir karşılığı olduğunu bize anlatıyor.

Kamu görevinde başarı çoğu zaman rakamlarla ölçülür. Yapılan yatırım, tamamlanan proje, açılan bina, atılan imza… Bunların hepsi önemlidir. Ama bir yöneticinin gerçek değeri bazen başka yerde ortaya çıkar. Ardında bıraktığı insani izde, hafızalarda kurduğu yerde, gönüllerde karşılık bulmasında… Hatay’dan Ağrı’ya gelen bu heyet, işte o görünmeyen ama çok kıymetli ölçüyü önümüze koydu.

Bu yüzden bu buluşma, yalnızca bir ziyaret değildir. Bu ziyaret, hemşehriliğin içi boş bir aidiyet olmadığını hatırlatan bir tablodur. Bu ziyaret, devlet görevinde yükselmenin memleketle bağları koparmak anlamına gelmediğini gösteren bir örnektir. Bu ziyaret, samimiyetin hâlâ değer gördüğünü anlatan sessiz ama güçlü bir mesajdır.

Bugün dönüp o kareye baktığımızda, yalnızca bir vali ve misafirlerini görmüyoruz. Orada memleketini unutmayan bir devlet adamını, hemşehrisini unutmayan mütevazı insanları ve vefanın hâlâ yaşadığını görüyoruz.

Böyle zamanlarda insan ister istemez şunu düşünüyor: Makamlar gelip geçer ama insanlık, hatır, vefa ve samimiyet kalır. Hatay’dan Ağrı’ya uzanan bu yol da tam olarak bunu anlattı.


💬 Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!