Bazen bir fotoğraf, uzun uzun yazılacak bütün cümleleri insanın boğazına düğümler. Patnos’tan gelen o görüntü de tam olarak böyle bir görüntüydü. Kaldırım kenarına dikilmiş genç fidanlar… Birinin gövdesi kırılmış, biri yerinden sökülmüş, biri toprağıyla birlikte yana devrilmiş. Belki birkaç gün önce umutla dikilmişti. Belki bir belediye çalışanı o fidanı elleriyle toprağa yerleştirmiş, can suyunu vermişti. Belki o sokaktan geçen bir çocuk, birkaç yıl sonra o ağacın gölgesinde yürüyecekti.
Ama olmadı.
Çünkü birileri, büyümeye çalışan o fidanlara bile tahammül edemedi.
İnsan gerçekten sormadan edemiyor: Bir insan ağaca neden düşman olur? Bir fidan kimin yolunu keser? Bir ağaç kime zarar verir? Gölge verecek, nefes olacak, caddeye güzellik katacak, şehre hayat verecek bir fidana el kaldıran zihniyeti hangi kelimeyle anlatacağız?
Patnoslu olduğum için bu görüntüye ayrıca üzüldüm. Fakat açık söylemek gerekir: Patnoslu olmasam da bir ağaca yapılan bu saldırı karşısında aynı acıyı hissederdim. Çünkü ağaç, bir ilçenin, bir partinin, bir belediyenin ya da bir kişinin malı değildir. Ağaç, insanlığın ortak emanetidir.
FİDAN KIRMAK, SADECE AĞACA ZARAR VERMEK DEĞİLDİR
Patnos Belediyesi’nin ağaçlandırma çalışmaları kapsamında diktiği fidanlara zarar verilmesi, yalnızca belediyenin çalışmasına karşı yapılmış bir saldırı değildir. Bu, Patnos’un geleceğine yapılmış bir kötülüktür. Bu, çocukların nefesine, sokağın güzelliğine, kamunun emeğine ve doğaya uzanmış kirli bir eldir.
Bir belediye fidan diktiğinde aslında yalnızca toprağa ağaç dikmez. O şehrin geleceğine küçük bir umut bırakır. Daha yeşil bir cadde, daha güzel bir sokak, daha nefes alınabilir bir çevre için emek verir. O fidanın büyümesi yıllar ister, sabır ister, bakım ister.
Ama onu kırmak birkaç saniye sürer.
İşte asıl acı olan da budur. Emek uzun zamanda oluşur, vandallık bir anda yıkar. Birileri bir şehri güzelleştirmek için uğraşırken, birileri de o güzelliği yok etmek için fırsat kollar. Bu anlayışın adı ne olursa olsun, bunun savunulacak hiçbir tarafı yoktur.
Bir fidanı kıran kişi aslında sadece bir dalı koparmış olmaz. O şehrin güzelleşme ihtimaline de el uzatmış olur. O sokaktan geçecek insanların umuduna, çocukların geleceğine, yaşlıların gölgeleneceği ağaca, kamunun parasına ve emeğine zarar vermiş olur.
Patnos’ta kırılan o fidanlar yalnızca ağaç değildir. Onlar, şehir kültürümüzün, çevre ahlakımızın ve ortak vicdanımızın testidir.
BU SADECE PATNOS’UN MESELESİ DEĞİL
Bu tür çirkinlikler maalesef Türkiye’nin farklı şehirlerinde de zaman zaman karşımıza çıkıyor. Parklar tahrip ediliyor, yeni dikilen fidanlar sökülüyor, banklar kırılıyor, çocuk oyun alanlarına zarar veriliyor, kamu malı hoyratça kullanılıyor.
Demek ki mesele yalnızca Patnos meselesi değildir.
Mesele, ortak alanlara sahip çıkma ahlakının zayıflamasıdır. Mesele, “benim değilse zarar verebilirim” anlayışının sokaklara sirayet etmesidir. Mesele, şehir bilincinin kaybolmasıdır. Mesele, güzeli korumak yerine yok etmeyi alışkanlık haline getiren hastalıklı bir ruh halidir.
Oysa şehir dediğimiz şey hepimizindir.
Kaldırım hepimizindir. Park hepimizindir. Ağaç hepimizindir. Sokak hepimizindir. Bugün kırılan bir fidanın gölgesinden yarın belki de onu kıranın çocuğu faydalanacaktı. Bugün zarar verilen bir yeşil alan, yarın aynı mahallede yaşayan herkesin ihtiyacı olacaktı.
Bu kadar basit, bu kadar gerçek.
Bir insanın ağaca el kaldıracak hale gelmesi toplum için alarmdır. Çünkü ağaca zarar veren zihniyet, yarın başka bir ortak değere de zarar verir. Bugün fidana tahammül edemeyen, yarın parka tahammül edemez. Bugün kamu emeğini yok sayan, yarın çocukların oyun alanını da yok sayar.
Bu yüzden bu olay “birkaç fidan kırılmış” denilerek geçiştirilemez. Çünkü mesele birkaç fidan değildir. Mesele, toplumun ortak değerlerine gösterilen saygıdır.
BU ZİHNİYET CEZASIZ KALMAMALI
Patnos’ta fidanlara zarar veren kişi ya da kişiler mutlaka bulunmalıdır. Güvenlik kameraları incelenmeli, çevrede araştırma yapılmalı, bu çirkinliği yapanlar tespit edilmelidir. Gereken ceza verilmelidir ki kimse bir daha şehrin ortak emeğine bu kadar kolay el uzatamasın.
Bu tür olaylarda cezasızlık, yeni vandallıkları cesaretlendirir. “Nasıl olsa kimse bir şey yapmıyor” düşüncesi, şehirlerin başına gelebilecek en büyük felaketlerden biridir. Kamu malına, çevreye ve doğaya zarar veren herkes bilmelidir ki bu şehir sahipsiz değildir.
Ama yalnızca ceza da yetmez.
Bu olay bize okullarda, ailelerde, sokakta, camide, kahvede, dernekte çevre ahlakını yeniden konuşmamız gerektiğini de gösteriyor. Çocuklarımıza ağacın değerini anlatmak zorundayız. Gençlerimize ortak malın aslında herkesin malı olduğunu öğretmek zorundayız. Şehirde yaşamanın sadece ev sahibi olmak, iş sahibi olmak, araç sahibi olmak olmadığını; aynı zamanda sorumluluk sahibi olmak anlamına geldiğini hatırlatmak zorundayız.
Bir şehir, yalnızca belediyenin çalışmasıyla güzelleşmez. Bir şehir, o çalışmaya sahip çıkan insanların bilinciyle güzelleşir. Belediye fidan diker, ama o fidanı şehir korur. Kamu kaldırım yapar, ama o kaldırımı vatandaş sahiplenir. Park yapılır, ama parkı yaşatan yine halktır.
Eğer halk sahip çıkmazsa, en güzel hizmet bile kısa sürede yok olur gider.
MESELE FİDAN DEĞİL, VİCDANDIR
“Bu millet böyle değildi” cümlesi boşuna söylenmiş bir sitem değildir.
Biz, ağacın altında serinleyen, çeşmenin başında dua eden, toprağa emek veren, bahçesindeki meyveyi komşusuyla paylaşan bir kültürden geliyoruz. Bizim geçmişimizde ağaca düşmanlık yoktu. Bizim kültürümüzde gölge veren ağaç kesilmez, korunurdu. Meyve veren ağaç taşlanır denirdi ama o söz bile bir hakikati anlatmak içindi.
Bugün ise daha meyve vermeden, daha gölge etmeden, daha yeni dikilmiş bir fidana bile tahammül edemeyen bir anlayışla karşı karşıyayız.
Bu anlayışa karşı herkesin ses çıkarması gerekiyor.
Patnos’un sokakları daha güzel olsun diye dikilen fidanlara zarar verenler, aslında Patnos’a zarar vermiştir. Çocukların geleceğine, insanların nefes alacağı çevreye, kamunun emeğine zarar vermiştir.
Ben Patnoslu biri olarak bu görüntüye üzüldüm. Ama insan olan herkesin üzülmesi gerekir. Çünkü ağaç, yalnızca dikildiği yerin değil, insanlığın ortak değeridir. Bir ağaca yapılan kötülük, sadece toprağa değil, vicdana da yapılır.
Bir fidanı kırmak kolaydır. Ama o kırılan fidanın temsil ettiği değeri onarmak zordur.
O yüzden bu olayın peşi bırakılmamalıdır. Bu çirkinliği yapanlar bulunmalı, cezalandırılmalı ve kamuoyuna açıklanmalıdır. Çünkü şehirler yalnızca yollarla, binalarla, kaldırımlarla güzelleşmez. Şehirler, ortak değerlere sahip çıkan insanların vicdanıyla güzelleşir.
Bugün Patnos’ta kırılan fidanlar bize bir kez daha şunu hatırlattı:
Mesele ağaç meselesi değildir.
Mesele insanın içinde kalan iyilik meselesidir.
Mesele, bir şehrin güzelliğine sahip çıkma meselesidir.
Ve en önemlisi, mesele şudur:
Bu millet böyle değildi.
Böyle de olmamalı.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!